BU HAFTA ÇOCUKLARDA BUNLAR GÖRÜLEBİLİR
Travma sonrasında stres yanıt sistemleri aşırı hassas hale gelir. Beyinde davranışları yöneten, düzenleyen alanlar devre dışı kalır, daha basit, daha ilkel sistemler aktive olur. Yani ortada gerçek bir tehlike olmasa bile beyin tehlike varmış gibi algılamaya devam eder. Saldırıyı yaşayan, tanıklık eden ya da haberdar olan bir çocuk, haftalar hatta aylar sonra koridorda bir kapı çarptığında yerinden fırlayabilir. Bu beynin tehlikeyi yeniden algıladığının işaretidir.
Bu günlerde çocuklarda şöyle stres tepkileri görebiliriz:
SINIFTA
* Her sese irkilebilir
* Ani öfke patlamaları yaşayabilir
* Yerinde duramayabilir
* Dersi takip edemeyebilir
* Sınıf arkadaşlarıyla sürtüşebilir
* Sınıfta boş gözlerle duvara bakabilir
* Soruları duymazdan gelerek göz temasından kaçınabilir
* Bir görevi yarım bırakabilir
*Bağırıp çağırmayıp, hatta tedirgin bile durmayabilir, oysa bu sakin ve uysal görününüş aslında bir kapanma hali olabilir.
EVDE
* Uykuya zor geçip kabuslar görebilir
* İştahsız olabilir ya da tam tersi aşırı yemek yiyebilir
* İletişimi reddedebilir
* Sinirli olabileceği gibi aşırı itaatkar veya robotsu davranabilir
* Baş ya da karın ağrısı gibi yaygın somatik belirtiler gösterebilir.
NELER YAPILMALI?
Amerika’da çocuk ergen ruh sağlığı ve nörobilim alanlarında klinik uzman ve araştırmacı olan Prof. Dr. Bruce D. Perry’nin kaleme aldığı “Travmatik Yaşantıların Ardından Çocuklara Yardım” kitabını rehber alarak şu önerilerde bulunabiliriz:
* Çocuk ve gençle temasta olan ebeveyn ve eğitimciler olarak önce siz sakin olun. Erişkin de olsanız siz de ciddi bir travma yaşadınız. Bunun için kendi ihtiyaçlarınızı fark ederek yardım istemeyi ihmal etmeyin, destek alın.
* Çocuk ve gençle olay hakkında konuşmaktan kaçınmayın. Ancak istemeyen çocuğu da konuşmaya zorlamayın. Ona korkmanın doğal bir tepki olduğunu anlatın.
* Çocuk uyunmak, giyinmek, okula hazırlanmak ya da ders çalışmak gibi rutin faaliyetlerde zorlanabilir. Bunu farkettiğinizde sabırlı olun ve ona daha fazla zaman tanıyın. Bu sırada art arda komutlar yerine basit, tek adımlı talimatlar kullanın. Aşırı uyarılmış ya da gerçeklikten kopmuş bir çocuk çok adımlı komutları bütünüyle işleyemez; yalnızca ilk adımı duyar ve sonrasını kaçırır.
* Günlük hayatta küçük kararları kendisi versin. Bu çocuğun beynindeki alarm düzeyini düşürür.
* Ders çalışmaktan ev işine yardım gibi bir görevden diğerine geçişlerde müzik dinlemek ya da küçük bir yürüyüş gibi etkinlikler yapın.
Bu etkinlikler, beyne stres yanıt sistemlerini düzenleyen mesajlar gönderir; egzersizin ötesinde doğrudan nörobiyolojik müdahalelerdir.
* Sınıf içi ortamlarda proaktif düzenleyici faaliyetler yanı sıra reaktif düzenleyici eylemler bir arada kullanılabilir. Bu noktada öğretmenler çok yaratıcı olabiliyor ve zamanla hangi aktivitelerin ve etkileşimlerin o sınıf ortamını yatıştırdığını buluyor. Reaktif eyleme bir örnek öğrencinin huzursuzlaştığında sınıftan çıkarılarak güvenilir bir yetişkin ile konuşarak ya da yürüyüş yaparak sakinleşmesi için zaman tanımaktır. Huzursuz hissetmelerini daha en baştan engellemek için ise yatıştırıcı etkileşim 'dozlarını' proaktif olarak belli aralıklarla devreye sokmamız gerekir. Örneğin derse beş dakikalık duygu düzenleme etkinliğiyle başlamak ve bunu aralıklı olarak tekrar etmek, belki bir yetişkinle beş dakika yürüyüş yaparak konuşmak gibi kısa zamanlar ayrılabilirse şiddetli ataklar önlenebilecektir.
* Hayatınıza yürümek, sallanmak, dans etmek, nefes egzersizi gibi ritmik hareketler katın ve bunları mümkün olduğunca birlikte yapın.
* Uyku alışkanlıklarını gözden geçirin; örneğin yatmadan en az bir saat önce ekran başından kalkmak, pijama giymek, kucaklaşmak, ışığı azaltmak gibi eylemleri yaşa ve tercihlere bağlı olarak düzenleyin.
* Ev ve sınıf içi ortamlarda olağandışı davranışlar fark ettiğinizde yardım etmeye ve yardım aramaya hazır olun. Önemli olan; tutarlı, destekleyici bir ilişki içinde duygu düzenlemeyi, bağ kurmayı öncelemek ve tekrarlayıcı ritmik hareketleri yaşamın içine katabilmektir.