Petrol piyasasında arz ve fiyat istikrarı için yeni önlemler gündemde mi?
Bazı ülkeler kendi petrol tüketimini azaltmak için tedbirler almaya başladılar. Hız limitlerini düşürmek, evden çalışmak vs. Bu hafta Japonya başbakanı sayın Takaichi başkanlığında 12 Asya- Pasifik devlet başkanıyla konuştum. Birçok ülke buna gidiyor, çünkü hemen hiç petrolleri yok. Sadece tüketim azaltılabilir. Ama bu da aspirin gibi bir şey, sadece ağrıyı biraz azaltıyor. Yoksa bir çözüm değil. Şu anda radikal çözümün iki yolu var. Bir tanesi Hürmüz Boğazı’nın istikrarlı olarak açık kalması. İkincisi 400 milyon varillik rezervi piyasaya çıkarttık. Bu rekordu ancak bizim rezervlerimizin sadece yüzde 20’siydi. Daha yüzde 80’i duruyor. Belki ileride gerek olursa yeni bir açıklama yapabilirim ve piyasaya daha fazla petrol sokabiliriz. Ama kritik nokta Hürmüz’ün açık kalması. Dünyanın neresine bakarsanız bakın ABD’den Brezilya’ya kadar bütün petrol üretimi zaten şu anda maksimumda. Daha fazla üretim artışı şu anda mümkün değil.
İSTANBUL DUBAİ’YE ALTERNATİF OLABİLİR
Bu süreçte Türkiye’nin durumu için neler söylersiniz. Zorluklar ve fırsatlar açısından bir değerlendirme yapabilir misiniz?
Türkiye, uluslararası petrol ve doğalgaz fiyatlarını koyan değil ona tabi olan bir ülke. Fiyat dünya pazarlarında oluşuyor. Bu yüzden bu yüksek petrol ve doğalgaz fiyatları Türkiye’de enflasyona baskı yapacak, cari açığı da olumsuz yönde etkileyecek. Bu dünyanın her yerinde olan bir şey. Türkiye biraz daha bu konuda daha dayanıklı ama ciddi bir ekonomik sınanmadan dünya ile birlikte Türkiye de geçecek.
Ama bununla birlikte önemli bir ayrıntı var. Savaş bittiği zaman Ortadoğu eski Ortadoğu olmayacak. Ortadoğu’nun ekonomisine siyasi düzenine güvende haklı ya da haksız ciddi bir sarsılma olacak. İnsanlar alternatif aramaya başlayacaklar. Bu açıdan ben Türkiye için iki konuda önemli alternatif olabileceğini, bunları iyi değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir tanesi finansla ilgili, diğeri de petrolle ilgili. Bunları açmak isterim.
Biliyorsunuz, Dubai gelişen, cazibe merkezi haline gelen bir finans merkeziydi. Ben geldiğimiz noktada İstanbul’un Dubai’ye bir alternatif olma şansının olduğunu düşünüyorum. Ama bunu yapmak için de bir alt yapının hazırlanması gerekir. Ben konuşuyorum birçok büyük şirket ‘Acaba Dubai eskisi kadar hâlâ güvenli olur mu olmaz mı’ diye düşünmeye, alternatifler aramaya başladı. Eğer biz Türkiye’de bazı tedbirleri alırsak önemli bir alternatif olabiliriz. Yani İstanbul’u daha cazip hale getirmek, finans merkezi olarak ön plana çıkarmak için vergi indirimleri, muafiyetler vs düzenlemeler yaparsak başarılı olabiliriz. Özellikle, vergi sistemimiz biraz komplike onu biraz basitleştirebilirsek ki bizim makro ekonomik istikrarımız olduğunu da düşünürsek ben İstanbul’un bir finansal merkez olarak birçok alanda ön plana çıkabileceğini düşünüyorum. Sigortada, altın borsasında, bankacılıkta alternatif olabiliriz.