İkinci fırsat ise petrolde. Bizim Türkiye olarak çevremizde çok komşumuz var. Bunlar arasında ekonomik olarak böyle uykulu bir dev dikkat çekiyor: Irak. Irak’ın Basra Körfezi’nden çıkan petrolü Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Basra’daki petrol dünyanın en büyük rezervlerinden birine sahip. 90 milyarlık bir rezerv ve şu anda Irak’ın petrol ihracatının yüzde 90’ı Basra’dan geliyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan bu gelişmelerle birlikte vazo bir kere kırıldı. Kırıldıktan sonra yapıştırmak çok zor. Hürmüz’e karşı insanlar alternatif aramaya başlayacaklar. Ben bir Basra-Ceyhan (BC) boru hattının son derece çekici olabileceğini, hem Irak hem Türkiye hem de bölgesel arz güvenliği açısından ve özellikle Avrupa açısından son derece önemli bir proje olduğunu düşünüyorum.
Peki Basra-Ceyhan boru hattı konuşuluyor mu, gündeme geldi mi?
Ben bunu yıllar önce zamanın Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih ile de konuşmuştum. Maliki ile de konuştum. Tabii o zamanki şartlarda herkes çok iyi fikir diyordu ama bir zorunluluk yoktu. Şu anda savaştan sonra zorunluluk var. Yani Irak için zorunluluk, Türkiye için fırsat var. Avrupa için de büyük bir fırsat tamamıyla arz güvenliği açısından. Bunu bence stratejik bir proje olarak düşünmek lazım. Burada iki tane kritik aşama var. Bir tanesi Türkiye ile Irak’ın politik olarak anlaşması, ki ben bunun yapılabileceğini düşünüyorum. İkincisi de bunun finanse edilmesi. Ben böyle bir projenin Avrupa’dan da destek alabileceğini düşünüyorum. Hatta düşünmenin de ötesi şu anda tam zamanı.
Bu proje enerji güvenliği açısından ciddi bir alternatif olur, değil mi?
Enerji sektöründe herhangi anlaşma yaparken, uzun vadeli doğalgaz alımı olur, nükleer enerji santrali alımı olur, şimdiye kadar iki şeye bakılıyordu. Bunun maliyeti nedir, hangi teknoloji daha iyidir. Şimdi bunların yanına bir şey daha geldi. Enerji Güvenliği Risk Primi. Esasında fiziki olarak var olmayan ama insanlar hesabını yaparken hangisi daha iyi hesabını yaparken bu da artık gündeme gelecek. İnsanlar “Biraz daha fazla para vereyim ama bu ülkeden alayım çünkü bu ülke ile sorun yaşamayız” diye düşünecekler. Bu yüzden bu proje beni bölgesel ve küresel enerji güvenliği açısından heyecanlandırıyor. Enerji sisteminin dayanıklılığı ve çeşitliliği açısından da ciddi bir alternatif olacak. Bu yüzden de finansman açısından da şanslı bir proje olacağına düşünüyorum. Umarım tüm paydaşlar bir an önce bu konu üzerine eğilirler.
MAYIS SONU KRİTİK TARİH
Şu anda en büyük sorun ne?
Şu ana kadar en büyük sorunumuz zaten fiyatların artmasıydı. Mayıs ayı sonuna kadar çözüm olmazsa fiyatlar çok daha fazla tırmanabilir demiştim. Ayrıca rafinerilere daha az petrol geldiği için bazı ürünleri de bulamayabiliriz. Mesela uçak yakıtlarını, dizeli. Uçak seferlerinde iptaller görebiliriz. Sadece petrol, doğalgaz da değil gübre, gıda, petro-kimya ürünleri vs de Hürmüz’den geçiyor. Bunlar dünya ekonomisinin can damarları ürünlerde arz zincirlerinde kırılma neden olabilecek.
MÜTTEFİKLER BİLE AYRIŞTI
Peki sizi en çok sizi zorlayan coğrafya, lider var mı?
Vallahi coğrafyaların şu anda hepsi çok zor. Ortadoğu’daki savaş başladıktan sonra müttefikler arasındaki farklılıklar giderek daha derinleşmeye başladı. Bu tabii gerçekten benim için zor ama daha önemlisi dünya için bence üzücü bir durum.
O bakımdan biz ülkeleri bir araya getirmeye, ortak hedefler bulmaya çalışıyoruz. 11 Mart’ta şimdiye kadarki tarihin en büyük petrol rezervini piyasaya sunduğumuzu dünya basınına açıkladım. Bu Körfez Savaşı’ndakinin iki misli kadardı. Bunun kararını çok kısa zamanda ve oy birliğiyle aldık. Birbirleriyle birçok konuda anlaşamayan ülkeler bile bu kritik kararda birleşti. Bu bizim ajansın başarısına bir örnek. Ama gerçekten, uluslararası alanda ortak ve herkesin anlaştığı kararlar almak, çerçeveler çizmek giderek zorlaşıyor. Onun için, dünyada kredisi olan ve güvenilir liderlere ihtiyaç da artıyor.