KARANLIK BİR MANİFESTO
Geçenlerde “dünyanın en karanlık şirketi” olarak nitelendirilen Palantir’den bahsetmiş, yapay zekânın savaş alanlarından göçmen politikalarına kadar geniş bir alanda nasıl kullanıldığını anlatmıştım.
Türkiye’de sınırlı bir çevrede tanınsa da Palantir’in yeni dünya düzenindeki yeri sanırım yakın dönemde daha iyi anlaşılacak.
Şirket geçen gün sosyal medya hesabından CEO’su Alex Karp’ın yazdığı kitaba atıfta bulunarak 22 maddelik bir manifesto yayımladı.
Başı-sonu tutarlı bir metin olmaktan uzak olsa da bu manifesto bayağı ses getirdi.
İçinde barındırdığı öngörüler ve günümüzdeki savaşların kaderini belirleyen bir teknoloji şirketinin alenen dünyanın ahlak polisliğine soyunması bakımından ürpertici.
Birkaç maddesini özetleyeyim. Şöyle diyor Palantir: - Yumuşak güç eskide kaldı. Artık sert güce ihtiyaç var ve bu yüzyılda sert güç yazılım üzerine kurulacak.
- Atom çağı sona eriyor. Artık yapay zekâya dayalı yeni bir caydırıcılık çağı başlamak üzere. Yapay zekâ silahlarını düşmandan önce biz üretmeliyiz.
- Bazı kültürler hayati ilerlemeler kaydetmiştir, diğerleri işlevsiz ve gerici kalmıştır.
- Savaş sonrası Almanya ve Japonya’nın askeri olarak pasifleştirilmesi politikasından artık geri dönülmelidir.
- Dünyadaki boş ve anlamsız bir çoğulculuğun sığ cazibesine karşı direnmeliyiz.
Özetle bugün çağdaş savaş makinesinin başında oturanlar bize yeni bir çatışma döneminin başladığını, bu savaşta silahları kendilerinin üreteceğini, bazı kültürlerin daha üstün, demokrasinin sığ bir şey olduğunu anlatıyor.
Kendimizi bu yeni döneme hazırlamamız gerektiğini söylüyor.
Edebi açıdan bu manifestonun çok daha iyisini yıllar önce George Orwell yazmıştı.
Ancak ürkütücü olan, alanında tek sayılabilecek güce sahip bir teknoloji şirketinin bu manifestoyu uygulama imkanına sahip olması.
Palantir CEO’su Alex Karp