EYT’NİN YARATTIĞI YENİ MAĞDUR KİTLESİ
Tabi bu durumun iki önemli çıktısı oldu. Birincisi, maliyeti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, EYT’nin maliyetinin sadece 2024 yılında 724 milyar lira olduğunu, bunun da milli gelirin yüzde 2’sine tekabül ettiğini açıkladı. Ayrıca, EYT konusu sosyal güvenlik sisteminde, aktif/pasif dengesini, yani çalışanların emeklileri finanse etme dengesini de bozdu.
İkinci çıktısı ise EYT’nin yarattığı yeni mağdur kitlesi oldu. Şöyle ki, 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlar, EYT’den yararlanıp emekli olurken; 10 Eylül 1999 sigorta girişi olanlar bundan yararlanamadı. Bu tarihten önce işe başlayanlar ile bu tarihten sonra başlayanlar arasında emeklilik yaşında 17-20 yıl fark oluştu. 8 Eylül 1999 sonrası sigorta girişi olanlar haliyle kendilerine haksızlık yapıldığı gerekçesiyle tepki gösteriyor ve bu haksızlığın giderilmesini talep ediyorlar. Kendilerine de Emeklilikte Tarihe Takılanlar diyorlar. Öyle ki, dernekleştiler, hatta Kademeli Emeklilik Federasyonu adı altında federasyon da kurdular.
Benimle de sık sık irtibattalar. Yaptıkları çalışmaları paylaşıyorlar, konuyu gündemde tutmam için destek istiyorlar. Haklı olarak şu görüşü savunuyorlar: “Aynı yaşta ve aynı sigorta primini ödemiş iki kişiden biri, sadece bir gün erken işe başladığı için EYT ile emekli olabiliyor. Diğeri ise emekli olamadığı için 17-20 yıl daha çalışmak zorunda kalıyor. Emekli olan düşük maaşla çalışmaya razı olduğu için işverenlerce tercih edilirken, emekli olamayan geçimini sağlamak için tam sigorta ve yeterli maaş isteyince iş bulmakta zorlanabiliyor. Sizce bu durum adil mi?”