Koreli tarafımı daha çok sahiplenmeye başladım
* Anneniz Koreli, babanız ise Amerikalı. Kore dizilerinin, müziğinin ve güzellik sektörünün son yıllarda dünya çapında böylesine güçlü bir etki yaratmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Charles Melton: Kore kültürü ve Kore sanatında inanılmaz bir zenginlik var. En sevdiğim yönetmenler ve filmler arasında Kore sinemasından isimler var; Park Chan-wook, Bong Joon-ho, Oldboy, “The Handmaiden”, “Mother”, “Memories of Murder”... Liste uzayıp gidiyor.
Ve Lee Sung-jin’le tanışmak... Bence o, bu kültürü burada, Batı sinemasında köprüleyen isimlerden biri. Onun sanatı yalnızca kimlik meselesiyle sınırlı değil; evrensel ve insani olan tüm o şeylere dokunuyor. Bir sanatçı olarak olmak istediğiniz yer de tam olarak orası; bilinçaltının gölgelerini bilince taşımak ve onları yaşatmak... Sadece belli bir kültürel fikri oynamak değil. Anlatabiliyor muyum?
* Kore’deki çekimlerinizden bahseder misiniz? Kore kökeninizle yeniden bağlantı kurmak nasıldı? Kendinizi Koreli-Amerikalı olarak mı tanımlıyorsunuz?
- Charles Melton: Kendimi Koreli-Amerikalı olarak tanımlıyorum. Benim için hep birlikte Kore’ye gitmek adeta bir eve dönüş duygusuydu. Çocukluğumun 6 yılını Kore’de geçirdim ve açıkçası Koreli tarafımı artık daha çok sahiplenmeye başladım.
Gerçekten çok özel bir deneyimdi. Bir yandan da karakterim Austin’in bu ortamda kendi yolunu bulmaya çalıştığını görüyoruz. Kendisi, daha önce hiç bu kadar çok Korelinin içinde bulunmadı. Dizide Ashley de ona Koreli-Amerikalı yerine daha çok ‘Arizonalı’ gibi yaklaşıyor. Ben Austin’in yaşadığı deneyimi elbette birebir yaşamadım. Ama onun hem Koreli hem de Amerikalı tarafıyla kendi kimliğini anlamaya ve kabullenmeye çalışmasını izlemek çok etkileyiciydi.
* Bu role nasıl hazırlandınız? İlk yaklaşımınız nasıldı?
- Charles Melton: Her şey Lee Sung Jin’le başladı. Hazırlık sürecinde çok yoğun bir iş birliği vardı. Abartısız söyleyebilirim, yüzlerce saat birlikte oturup kişisel hikâyelerimizi, yaşadığımız bazı deneyimleri paylaştık. Sonny’nin (Lee Sung Jin) en özel tarafı da bu zaten. Sadece kendi deneyimlerinden yola çıkmıyor; sizin anlattıklarınızı da alıyor, onları kendi dünyasıyla harmanlıyor ve sonunda “Beef” gibi çok katmanlı bir şeye dönüştürüyor.🙄