GELENEKSEL OLAN HER ZAMAN DAHA DEĞERLİ
Oğul Türkkan; “Plastik bidona girmiş bir tulum peyniri, artık tulum peyniri değil” diyor.
Kapadokya’daki o ilginç örneği anlatıyor.
Bir mühendis çıkmış, Fransız Roquefort tekniğini almış, kendi küfünü ekmekle obrukta üretmiş.
Niğde Mavisi adını vermiş.
“Anadolu peyniri dünyaya açılır mı?” diye soruyorum.
Cevabı net...
“Açılır. Ama bidondan değil, gelenekten yürümeli.”
Ben yerel olanı seviyorum.
Aslında dünya da bunun peşinden koşuyor.
TÜRK LOKANTALARINI DAHA İYİ ANLATABİLİRİZ
DÜNYANIN her yerinde artık Türk lokantaları var. Ama gittiğinizde bir menü uyumu yok. Oysa bir İtalyan restoranında listeye baktığınızda neler yiyebileceğinizi tahmin edebilirsiniz. Bence menülerimizi geliştirmeliyiz, standart hale getirmeliyiz. Turizm Bakanlığı’nın bu konuda çalışmaları var biliyorum. Bugün İtalya ya da İspanya dediğimizde aklımıza sadece pizza ya da tapas gelmiyor; bir sistem, bir dil, bir bütünlük geliyor. Menüden servise, hikâyeden sunuma kadar bir kurgu var.
Biz ise hâlâ muazzam bir hazinenin üzerinde biraz dağınık oturuyoruz.
Bu toprakların hikâyesi güçlü.
Ve doğru anlatıldığında daha güzel hikâyeler yazacağız.🤨