Sade suya tirit erkekler
Varlığını karşı taraf için nimet sayan, ilişkiye kendinden başka hiçbir şey koymak istemeyen bir erkek tipi oluştu. “Sade suya tirit erkek” falan demek lazım galiba. Karşısındaki kadın da güçlü olunca... Hiç affetmiyor, çitileyip koyuyorlar kenara.
Tülin Şahin, Işın Karaca gibi çocuğunu kendi soyadıyla büyüten ünlü annelere İrem Helvacıoğlu da katıldı.
Helvacıoğlu bu kararı, boşandığı eşi Ural Kaspar kızına tazminat ve nafaka ödemek istemediği için aldı. Özetle, “Madem külfette yoksun, soyadını da veremezsin” dedi.
Zaten bir buçuk sene evli kalıp, altı ay önce çocuk sahibi olup, sonra sürpriz şekilde boşanmışlardı.
Mesele bu şekilde bir “kadın mücadelesine” dönüşünce Gonca Vuslateri’den de destek gecikmedi tabii: “Şuraya bir alkış bırakıyorum. Şuraya bir destek bırakıyorum. Bir de hayranlık #iremhelvacıoğlu”
Benzer bir erkek hikâyesi Melek Mosso’dan geldi.
Eski eşi Serkan Sağdıç’la neden boşandıklarını şöyle anlatıyor:
“Hayatın bütün yükü benim üzerimdeydi. İşe de ben gidiyordum, sorumluluk da bendeydi.
Köpeğin maması, kedinin kumu, alışveriş; en basit şeyleri bile ben yapıyordum.
Tek taraflı bir düzen vardı. Böyle ilişki yürümüyor...”
Yani paşamızın ne çalışmaya ne alışverişe vakti var.
Her iki kadının da bahsettiği yeni bir erkek modeli.
“Prenses erkek” de değil bu.
Başka bir şey.
Varlığını karşı taraf için nimet sayan, ilişkiye kendinden başka hiçbir şey koymak istemeyen bir erkek tipi oluştu.
“Sade suya tirit erkek” falan demek lazım galiba.
Karşısındaki kadın da güçlü kadın olunca... Hiç affetmiyor, çitileyip koyuyorlar kenara.