AB’nin kafasının netleşmesi lazım
TÜRKİYE’nin stratejik öneminin arttığı bir dönemde Avrupa Birliği’nden gelen açıklamalar Türkiye konusundaki kafa karışıklığını bir kez daha gözler önüne serdi.
TEPKİ ÇEKEN AÇIKLAMA
İLK açıklama Alman Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) kökenli AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’den geldi.
Geçen pazar Leyen, bir toplantıda yaptığı konuşmada topluluğun genişlemeye devam etmesi gerektiğini söylerken “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki, Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin” dedi.
Haklı olarak 26 yıldır AB kapısında ‘aday ülke’ statüsüyle bekletilen Türkiye’nin, AB’nin rakip olarak gördüğü Rusya ve Çin ile birlikte sayılması büyük tepki çekti. CDU’nun Türkiye için AB’de ‘imtiyazlı ortaklık’ fikrini ortaya atan ilk partilerden olduğunu hatırlamakta fayda var. Bu parti kültüründen gelen Leyen bu akımı mı temsil etmektedir, yoksa bir konsensusu mu?
BİR İLGİNÇ AÇIKLAMA DAHA
AB Komisyonu Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Marta Kos ise pazartesi günü Avrupa Parlamentosu’na yaptığı konuşmada değişen jeopolitik dengeler nedeniyle Türkiye’ye ihtiyaç duyduklarını söylüyordu. Kısa süre önce Ankara’yı ziyaret ettiğini hatırlatan Kos, ticaret engellerini azaltma imkânlarını araştırma konusunda mutabık kaldıklarını söylerken ‘Türkiye’den de bize ve Kıbrıs’a yönelik adımlar atmasını bekliyoruz’ gibi bir vurgu yapması dikkat çekti.
AB Sözcüsü salı günü özellikle Leyen’in açıklamalarının sorulması üzerine Türkiye’nin NATO müttefiki ve AB aday ülkesi olarak ‘kilit muhatap’ olarak nitelendirdi.
TÜRKİYE’NİN KRİTİK ROLÜ
TÜRKİYE ile AB üyelik müzakereleri, bazı üye ülkelerin öne sürdüğü şartlar, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiğine dair iddialar, Kıbrıs meselesi gibi anlaşmazlıklar nedeniyle 2018’den bu yana fiilen durmuş durumda. AB ilişkileri ekonomi, ticaret, güvenlik, göçle mücadele gibi ortak çıkarları hedefleyen bir çerçevede ele almayı tercih eder oldu.
Tam da bu dönemde Türkiye gelişen savunma sanayisi ve Ukrayna ile Ortadoğu’daki krizleri çözmeye dair adımlarıyla öne çıkarken Avrupa’ya düzensiz göçün engellenmesi konusunda kritik bir rol üstlendi.
‘HATALI BİR ANALİZ’
ŞİMDİ belli ki, Donald Trump liderliğindeki ABD’nin NATO’dan çekilme tehdidinde bulunduğu bir dönemde AB hem güvenlik, hem de sınırlar anlamında kendini yeniden tanımlama peşinde.
Leyen de anlaşılan Türkiye’yi bu sınırın dışında tutan bir yaklaşımı temsil edenlerin başında geliyor. Avrupa Parlamentosu’nda Ankara’yı en çok eleştiren isimlerden olan Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor bile Leyen’in konuşması için ‘Hatalı bir analiz’ derken güvenlik ve savunma alanlarından gelen güçlü işbirliği mesajlarıyla da çelişmekte olduğuna işaret ediyor.