Gazete ABD Büyükelçisi’nin Antalya Diplomasi Forumu’ndaki konuşmasında İsrail-Türkiye çatışmasına dair kurduğu cümlelere takılmış:
“Barrack, İsrail’i uyardı: ‘Türkiye, uğraşılacak bir ülke değildir.’ Bu tam olarak ne anlama geliyor? Belki de Recep Tayyip Erdoğan’a Hamas’ı övmeyi bırakmasını tavsiye etmek daha iyi olurdu.”
Yazı oldukça uzun ama içinden bazı bölümleri aktarıyorum:
“Türkiye’nin Rus hava savunma sistemi alımını önemsiz gösterdi ve Türkiye adına İsrail’i tehdit etmeyi başardı.”
“Türkiye’nin F-35 programına dönebileceğini söyledi. ABD itirazlarına rağmen satın aldığı Rus S-400 meselesini ayrı tuttu. Konuyu, Yunanistan’ın 1990’larda Kıbrıs anlaşmazlığı çerçevesinde aldığı S-300 ile aynı kefeye koydu. Oysa o dönemde ilgili ABD yaptırımları henüz yürürlükte değildi.”
Bu yazıyı Pulitzer Ödüllü bir gazeteciye yönelik bir Türk gazetecinin itirazı olarak görmeyin lütfen.
Aksine İsrail’i savunmak söz konusu olduğunda Gigot’un tüm kariyerini nasıl çöpe attığının eleştirisi olarak bakın.
Türkiye’nin S-400 aldığı dönemdeki yaptırımları hatırlatan bu ödüllü gazeteci nedense Hindistan’ın Türkiye’den sonra S-400 füzeleri alıp kurduğunu ve iki hafta önce yeni siparişler verdiği halde tek bir yaptırıma dahi uğramadığını okurlardan saklamış.
İsrail’i savunmak söz konusu olduğunda Gigot için ne Pulitzer Ödüllü olmanın ne de meslek ahlâkının bir önemi kalmıyor demek ki...
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Körfez ülkelerine bakışı, demokrasi anlayışı, tartışma konusu olabilir mi, elbette olabilir.
Ancak şu bir gerçek ki, Washington-Ankara ilişkilerinin ipten alınmasında, Barrack önemli bir işlev gördü.
Bugün Wall Street Journal’ın Barrack’a saldırmasının ana sebebi, Suriye’nin İsrail’in hayâl ettiği şekilde bölünmesinin engellendiği süreçte Barrack’ın oynadığı rolden başka bir şey değil.
Bir ABD Büyükelçisi tek başına ülkesinin politikalarını belirleyemez, bunu en iyi bilen de Wall Street Journal ve editör ekibidir.
Trump’ın Türkiye’nin öneminin farkına varan hali ve her ortak açıklamada İsrail Başbakanı Netanyahu’yu baskılamasına ses çıkaramayan gazete, şimdi İsrail adına Barrack’ı yemeye çalışıyor.
Şaşırtıcı değil, Beyaz Saray ve Senato’da da Trump’ın Türkiye’ye bakışına ses çıkaramayanların uzun zamandır Barrack’ı yemeye çalıştıkları biliniyor.
Wall Street Journal’ın bu kafa koparma çabasının ardında İsrail’in olduğunu söylemek için çok taze bir başka delilim daha var.
Trump’ın İsrail’e “Lübnan’ı bombalamayı yasakladım” sosyal medya mesajından sonra Wall Street Journal, Başkan’ın İran topraklarına düşen ABD’li pilotu kurtarma operasyonu sırasında Durum Odası’na sokulmadığını, Pakistan’daki barış müzakereleri sırasında da Beyaz Saray Balo Salonu’yla ilgilendiğini yazdı. Bu pazartesi Beyaz Saray’daki İsrail Lobisi’nin ihanetini “Büyük Sızıntı” diye yazmıştım.