Çocukluğu çalınmış bir starın hikâyesi..
‘Michael’ 20’nci yüzyılın pop efsanelerinden Michael Jackson’ın hayatının yükseliş dönemlerinde dolaşıyor. Filmde otoriter babasının ihtiraslarıyla biçimlenen rotasını terk etmek için mücadele eden ünlü müzisyen; hayvanları koruyan, hasta çocuklara el uzatan, iyi kalpli bir portre eşliğinde sunuluyor. Jackson’a yöneltilen suçlamalaraysa hiç girilmiyor.
Yıl 1966... Joseph Jackson, Gary-Indiana’daki evinin salonunda beş oğlundan oluşan koroya adeta askeri bir disiplin eşliğinde şarkı söyletiyor. En çok da en küçükleri olan Michael’a yükleniyor. Oysa o ileride sadece aileyi kurtarmakla kalmayacak, müzik tarihinin de en unutulmaz isimlerinden biri olacaktır.
Antonie Fuqua’nın John Logan’ın yazdığı senaryodan çektiği ‘Michael’ böyle başlıyor. Sonrasında ‘Jackson 5’ yolculuğunun diğer merhalelerini, grubun en yetenekli üyesi Michael Jackson’ın kabuğunu kırarak dünya çapında bir ikona dönüşmesini, ‘aile’ kavramıyla hem özdeşleşmesini hem de yolunu kendi başına çizme çabasını izliyoruz.
‘Michael’ son dönemde hem dışarıda hem de içeride seyirci karşısına çıkan müzisyen biyografilerinin son halkası. Film kronolojik bir çizgide ilerlerken zaman çizelgesini 1966’dan başlatıp ana karakterinin 1988’de Londra’da verdiği konsere kadar taşıyor. John Logan’ın metninde elbette Michael Jackson’ın hayatından kimi köşe taşları var ama senaryo genel bir çizgide tıpkı bir profesyonel güreşçiyken kendi hayatının eksik parçalarını oğulları üzerinden tamamlayan Frizt von Erich ve çocuklarının dramını anlatan ‘Demir Pençe’ (The Iron Claw/Yön: Sean Durkin/2023) gibi bir yapıya sahip. Michael’ın adeta doymak bilmeyen babası Joseph, ‘aile dayanışması’ fikri üzerinden hareket ettiği iddiasıyla oğlunun bireyselleşmesine, kendi ruhunu ve rotasını bulmasına bir türlü izin vermiyor. Öyle ki, işi Michael’ın çizgiyi aştığını düşündüğü anlarda kemeriyle dövmeye kadar götürüyor. Lakin genellikle ‘Peter Pan’ın dünyasına yönelen ve orada özgürleştiğini düşünen Michael nihayetinde büyüme yolculuğunda despotik babadan giderek uzaklaşırken önce sesine ilk inanan şirket olan Motown’daki Barry Gordy’ye sığınıyor. Bir ara Quincy Jones öne çıkıyor ama film boyunca aslında ona kol kanat geren kişinin sadık koruması ve şoförü Bill Bray olduğunu fark ediyoruz. Bill babasıyla iplerin koparılması yönündeki ilk ‘tavsiye’yi veren kişi de oluyor. Daha önce birçok ünlü şarkıcıyla çalışan avukat John Branca da bu kategorinin içinde ve baba Joe Jackson’a faks yoluyla menajerlik görevinden azledildiğini bildiriyor.Velhasıl film Michael Jackson’ı babası yüzünden çocukluğunu yaşayamayan, bu yüzden Peter Pan ve diğer kimi başka karakterlere sığınan, bir türlü büyüyemeyen bir profilde sunuyor. Hayatında baba figürü olarak da şoförü Bill Bray öne çıkıyor. Öte yandan Michael arkadaşsız, yalnız bir karaktere evriliyor ve müzikten kazandığı gelirle Los Angeles-Encino’daki sahip olduğu Jackson malikânesini bir hayvanat bahçesine dönüştürüp zürafa, yılan ve ‘Bubbles’ adını verdiği şempanzeyle doldururken bu mahlukat onun gerçek anlamda arkadaşı oluyor.