Tabii bu özen fıstığın lezzetine dolayısıyla Antep fıstığı kullanılarak yapılan tüm çeşitlere yansıyor.
Sadece tatlılarda kullanılan malzemeler değil yanında sunulan kahveler özel temin ediliyor ve taş değirmende öğütülüyormuş.
Eren Bey bunun nedenini “Blender’lardaki demir bıçak zamanla aşınıyor ve partiküller kahveye karışıyor, bu yüzden kolay olsa da bu yolu seçmiyoruz” diyerek açıklıyor.
Tavanlar 90 derecede örümcek ağ yaptığı için eğimli yapılmış, yani bu detay bile düşünülmüş. Bakteri ürememesi için 18 derecede çalışılması gerekiyormuş.
Tattığım baklava çeşitlerinin lezzetinin muhteşem olduğunu söylediğimde “En iyi fıstık, en iyi un, en iyi sade yağ, gerçek şeker ve usta bir yufka açıcı olursa zor değil. Kaliteden vazgeçmedik, markamıza güveniyoruz, bir bütün olarak kültür satıyoruz” diyor.
Muhallebi sübyeyle yapılıyormuş. Lokumların raf ömrü 3 aymış.
Gıda boyası yerine organik kök boya kullanılıyormuş. Naneli lokum rengini ıspanak kökünden, portakallı havuç kökünden alıyormuş.
Sütlü tatlıların tümünde cam kap kullanılıyormuş.
Türkiye’den gelen ustaların ev kiraları karşılanıyor, İngilizce kurslara gitmeleri sağlanıyormuş.
Bir iş aşkla yapılırsa başka oluyor. Eren Bey’le fabrikayı dolaşırken işine odaklanması, her bölümü, kullanılan ürünleri en ince detayına dek anlatması çok etkileyiciydi. Ustalığı koruyup, kaliteyi yükselterek global bir marka haline gelmek emek istiyor.
Bu arada geleneksel tatlılarımız başta olmak üzere genel anlamıyla pastacılık eğitimi verecek bir okul açma hazırlıkları içinde oldukları haberini de vermiş olalım...