4.5 SAATTE 3855 ŞEHİT
18 Mayıs 1915’te, ANZAK’lar Türk siperlerinde anormallik hissettiler.
Olağanüstü bir sessizlik vardı. Alışılmamış bir sessizlik...
Dakikalarca, tek tüfek sesi ve havan sesi duyulmuyordu.
ANZAK mevzilerinde makineli tüfekler atışa hazır, Türk askerlerini bekliyorlardı.
19 Mayıs 1915’te tam 3.30’da süngüyle saldırı başladı.
Önceki Türk hücumlarında olduğu gibi ne bir borazan sesi ne de “Allah Allah” sesleri işitiliyordu.
Sadece gölgeler ve süngü parıltıları görünüyordu.
ANZAK’ların yoğun makineli tüfek ateşleri karşısında, Türk askerlerinin çok azı düşman siperlerine girebildiler.
Diğerleri sıra sıra şehit oluyordu.
Saat 10.00’da saldırı durduruldu. Saldırı tam 4.5 saat sürmüştü.
Hücum durduğunda, küçük savaş meydanında şehitlerle, yaralılar bir arada yatıyordu.
Aralarına düşman ölüleri ve yaralıları da karışmıştı.
Fakat hiç kimse inleyen, bağıran, ağlayan yaralıları kurtarmaya cesaret edemiyordu.
6 BİN KAHRAMAN YARALI
Gelibolu’da daha fazla kayıp verilen muharebeler olmuştur.
Ancak, 19 Mayıs saldırısı tek taraflı verilen fazla zayiat açısından dikkat çekicidir.
4.5 saatte 3855 Türk askeri şehit oldu, 6 bin kahraman yaralandı.
ANZAK’ların kaybı ise sadece 160 ölü, 468 yaralıydı.
ALMAN KOMUTANIN HESAPSIZ TAARRUZU
Türk komutanların karşı çıkmasına rağmen, Ordu Komutanı Alman General Liman Paşa taarruzda ısrarcı oldu.
Alman Komutan, 19 Mayıs saldırısı sonrası hata yaptığını kabul edecek ve anılarına şunları yazacaktı:
“Bununla beraber, bu taarruzun benim tarafımdan yapılmış bir hata olduğunu kabul ederim. Bu hata, düşman kuvvetini iyi hesaplayamamaktan ileri gelmişti...”
Liman Paşa, hesaplayamamıştı hesaplamasına ama, saatte bin şehit 1500 yaralı verilmişti.
Alman General, Türk komutanları dinleseydi, kısa sürede bu kadar Türk kanı boşuna akmayacaktı.
6 BİN KİŞİYE 800 METRELİK ALAN
Taarruz cephesi o kadar dardı ki...
Cephede saldırı yapan iki alayın mevcudu, yaklaşık 6 bin kişi.
Taarruz ettikleri cephe genişliği, sadece 800 metre. 6 bin kişi, 800 metre genişliğinde bir alanda...
İşte, 19 Mayıs taarruz bu koşullarda yapıldı.
Yaralıların hiç dinmeyen çığlıkları
Her iki tarafın siperleri de birbirine çok yakındır.
Hiç kimse vurulma riskine girmeden, can çekişenleri siperin içine çekmeye kalkışamaz.
Güneşin kızgın ışınları altında yardımsız yatan bir yaralı ya da ölmek üzere bir asker, acı içinde bir yandan diğer yana döner.
Kolunu yavaşça, göğe doğru kaldırır; ama yardım alamaz.
Sevdiklerine yazdığı son mektubu uzatmak ister.
Hiç kimse yanaşıp alamaz.
Bir yudum su ister, dolu matarasını kimse uzatamaz.
Yatan yaralı ve şehitler, sineklerin istilasına uğrar...
Kavurucu güneşin altında kuruyan kanı kimse temizleyemez...
Mehmetler, bu genç fidanlar, Alman komutanın hatalı emriyle yaşama veda ediyordu...🙄
Liman von Sanders