Tamam da ne alaka
SON günlerde bir şarkı Instagram’da fena aldı başını gitti.
Hem böyle bir insanın sinirleriyle oynayan hem de karşına çıktıkça ağzına dolanan bir tarz.
“Varsa şekerin, çaya geçelim... Tamam da kanka, ne alaka?”
Kafamın içinden migren gibi çıkmayan bu şarkıya cumartesi gecesi sonunda bir mana getirebildim.
Neden mi bahsediyorum? Trump’a üçüncü “suikast” girişiminden.
Yemeği takip ediyordum. Silahlar patladığı gibi CNN Türk’te acil canlı yayına geçtik.
Akabindeki üç saat boyunca kesintisiz hem gelen bilgileri aktarmaya hem de ortaya çıkan görüntülerden tabloyu okumaya çalışıyordum.
Trump’ın ilk mesajlarındaki sakinlik ve ortamı yumuşatıcı ton ilk etapta bir şaşkınlık yaratsa da “herhalde ülkeyi birleştirmeye çalışıyor” dedim kendi kendime.
Ve hemen sonrasında dedi ki... “Yarım saate basın toplantısı düzenleyeceğim.”
ABD’de çok silahlı saldırı olayı gördüm.
Bu tür olaylardan sonra çıkıp doğrudan başkanın, hem de olayın üzerinden birkaç saat dahi geçmeden, kameraların karşısına geçmesine hiç şahit olmadım.
“Allah Allah” dedim...
Bunun iki sebebi olabilirdi:
1-Bir saldırganın çıkıp tüm geceyi mahvetmesine karşılık olarak “korkmuyoruz, sinmiyoruz, sinmeyeceğiz” mesajı vermek.
2-Bir şeylerin propagandasını yapmak.
Baktığınızda... İkisi de gerçekleşti diyebiliriz.
İşin acayip kısmı propaganda yapılması da değildi. Propagandanın Trump’ın uğruna yanıp tutuştuğu meşhur balo salonu olmasıydı.
Bu, Trump’ın ilk olarak “resepsiyonlara gelen kadınların yağmurda saçı başı bozuluyor, ayakkabıları ıslanıyor, milleti çadırda ağırlıyoruz” diye ortaya attığı bir şeydi.
Herkes en başta “klasik Trump işte konuşup duruyor” sanırken Beyaz Saray’ın doğu bölümü tamamen yıkıldı ve inşaat başlayıverdi.🤨