SİYASETİN DİLİ
HAZIR şu “suikast girişimi” meselesini konuşuyoruz... Beyaz Saray’ın çıkıp olayın sebebini buluvermesine de bir bakalım.
Efendim mesele siyasetteki nefret dili ve ayrıştırıcı söylemlermiş.
Yüzde 100 katılıyorum.
Siyasette ayrıştırıcı nefret söylemleri toplumları bölüyor, komşuyu komşuya, kardeşi kardeşe kırdırıyor.
Yalnız... Aklıma bir şey takıldı.
Başkan Trump’ı da, dilini de, siyaset tarzını da artık hepiniz ezbere biliyorsunuz.
Göçmenlere “çöp” demesi, genellikle siyahilere “düşük zekalı” yakıştırması yapması, ajanlarının vurduğu vatandaşlara “terörist” demesi, rakiplerinden “nefret ettiğini” itiraf etmesi, kendisini soruşturmuş bir savcının ölümü için “iyi oldu” demesi, beğenmediği savcı ve valiye “cehennemde çürüyesiniz” demesi ve daha unuttuğum sayısız niceleri...
Beyaz Saray “siyasette söylemlerin derecesi düşürülmeli” derken kendilerini bir gülme alıyor mu acaba...
VAR MISIN YOK MUSUN
İRAN’ın ABD’ye son teklifi güya “Hürmüz’ü açalım, nükleeri sonra konuşalım” olmuş.
Trump da birkaç gündür bunu tartışıyor kurmaylarıyla.
Şayet İran amasız, fakatsız, şartsız açacaksa...
1-Savaşı kafasında bitiren Trump için en onurlu çıkış yolu budur. Savaşın başından beri Trump’a yazan tek “artı” olur.
2-Amma velakin... Hürmüz işi böyle çözülürse, e savaş da zaten süresiz durduruldu, İran nükleer işini artık istediği gibi zamana yayar.
Trump için bu teklifin artısı ve eksisi benim nazarımda budur.
Tam bir “var mısın, yok musun” durumu yani.😐