TÜP BEBEK VE HÜCRESEL TEDAVİ
“Kadın yine 40 ya da 50’li yaşların başlarında, premenopoz ya da menopoz döneminde. İşte bilim burada devreye giriyor. Ve evet, böyle bir süreçte, tüp bebek, PRP, eksozom uygulamaları ile ‘geç’ denilebilecek bir yaşta anne olmak mümkün. PRP ve eksozom uygulamaları sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelmesi için başarıyı artıran yeni nesil hücresel tedaviler arasında ilk sıradadır.
PRP VE EKSOZOM ÖNE ÇIKIYOR
PRP, çiftlerin kendi kanından elde edilir ve elde edilen hücreler yenileyici ve tamir edicidir. Kişinin yumurtalıklarına enjekte edilir. Bugüne kadar çok sayıda kişiye uyguladık, herkes de aynı etki olmasa da yüzde 60-70 bir başarısı var. Eksozom da benzer. Yine kişinin kendi kanından elde edilen hücreler, rahme ya da yumurtalıklara enjekte edilir. Dünyada ilk kez, PRP ile eksozomun aynı anda kullanımının gebelik şansını artırdığını Türk biliminsanları olarak biz tespit ettik. Sadece PRP kullanımı yaklaşık yüzde 25, sadece eksozom kullanımı yaklaşık yüzde 27 gebelik şansı verirken, her ikisinin birlikte kullanımı ise yüzde 38’lere yakın sonuç verdi. Ancak dikkat! Eksozom kişinin kendisine ait olmalı. Çünkü içinde kadının kendi DNA’sı var. Dolayısıyla işlemin doğru ellerde yapılması önemli.”
YUMURTA DONDURMAK DA BİR YÖNTEM
“Yanı sıra yapay zekâ, artık tüp bebek tedavisinde de kullanılıyor. Hangi embriyoların sağlıklı olduğu ve gebelik şansının yüksek olduğu çok doğru şekilde analiz edilebiliyor. Anneliği erteleyen kadınların yumurtalarını olabildiğince genç yaşlarda, mümkünse 35 yaşından önce, dondurmaları da ‘geç’ annelik açısından son derece önemli.”
KUZEY KIBRIS GERÇEĞİNİ KİMSE KONUŞMAK İSTEMİYOR
50’li yaşlarda “anne” olmanın bir yöntemi daha var. Ancak bunu pek kimse dillendirmiyor, ben söyleyeyim: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki klinikler.
Geçtiğimiz hafta BBC, KKTC’deki kliniklerde yanlış sperm ve yumurtalarla çocuk sahibi olan ailelerle röportajlar yaptı. Bu konuda açılmış davalar var. Buradaki çoğu klinik AB yasallarına uygun çalışmıyor, sıkı kurallara tabi değiller. Ancak yine de Avrupa ve Türkiye’de çok popülerler.
Zira düşük fiyat-yüksek başarı vadediyorlar. Dünyanın dört bir yanından “isimsiz” yumurta ve sperm bağışçısına sahipler. “Müşteri”lerine çocuklarının cinsiyetini ve istedikleri sayıda çocuk seçebilmeleri ve taşıyıcı annelik, yumurta-sperm nakline kadar Türkiye ve AB’de “yasal olmayan” geniş seçenekler sunuyorlar.
Dolayısıyla üreme sorunları yaşayanlar, LGBT bireyler veya ülkelerinde böylesi seçeneklere erişemeyebilecek bekar yetişkinler için KKTC çocuk sahibi olmak için adeta bir “cennet.”
Kıbrıs’ta ünlü bir tüp bebek merkezinin sahibi Dr. Halil İbrahim Tekin, 2010’da Hürriyet’e verdiği bir röportajda şöyle diyor: “Yılda bin aileyi sperm bankasından sperm ya da başka bir kadından yumurta alarak çocuk sahibi yapıyoruz. Bunların yüzde 70’i Türkler. Ama toplum baskısı sebebiyle bu durumu gizliyorlar.”
Bülent Tıraş