- BİLSAK’tan Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’na... Biz dinleyicilerinizi gelecek güzel günlere inandırdınız şarkılarınızla ama geldiğimiz noktada dünyanın hali ortada...
Ben de bunu düşünüyorum. Ama toplumsal süreçlerin öyle bir günden iki güne hemen değişmeyeceğinin farkına vardım. Tarihi okuyoruz; ‘Kanuni gitti Mohaç’ta şunu yaptı, döndükten sonra oraya gitti’. Öyle bir şey yok ki.
Aradan 5 yıl, 10 yıl geçiyor. Yavaş yavaş oluşuyor her şey.
- Umudunuz var o zaman...
Benim var. Evet, belli nesiller harcanıyor ama umudum var...
- Torununuz Kayra (5,5 yaşında) Bulutsuzluk Özlemi’nin şarkılarını dinliyor mu?
Yolda görüp fotoğraf çektirmek istediklerinde bozuluyordu. “O benim dedem” diyor, paylaşmak istemiyordu. Bir türlü anlayamıyordu, birinin tanınmış olması ne demek. Yavaş yavaş son zamanlarda onu aşmaya başladı. Belgeseli de hiç sesini çıkarmadan izledi.
‘Her kuşağa dokundu’
Gencay Kıymaz (Davul)
Rock müzik benim için bir müzik tarzı olmanın ötesinde başkaldırı, isyan etme veya farkında olup farkındalığı anlatma şekliydi. Yıllar sonra gruba davulcu olarak katılmak bu anlamda benim için önemliydi. Hem müzikal ve sanatsal olarak hem de bahsettiğim bu farkındalığı ifade edebileceğim bir oluşumun parçasıydım. Bulutsuzluk Özlemi her kuşağa dokundu. Çünkü hayatın gidişatında insan yaşamına dokunan şarkılar yaptı. Bire bir toplumun içindeydi...
Gökhan Büyükkara (Gitar)
Bulutsuzluk Özlemi Türk rock tarihindeki en önemli gruplardan biri. Gerek duruşuyla gerek sanatsal bakış açısıyla asla taviz vermedi. 90’ların başında Bulutsuzluk Özlemi’ni ilk dinlediğimde bu sound’da Türkçe sözlü müzik yapıldığına ilk kez tanık oluyordum. O zaman beni çok etkilemişti, hâlâ da etkiliyor.
‘Sözler adrese teslimdi’
Sina Koloğlu (Klavye)
Grubu kurduğumuzda benim bir hayalim ya da beklentim yoktu. Gidişatın boyutunun nasıl değiştiğini görerek anladım. Bir ‘Yaşamaya Mecbursun’ canlı, fişsiz konseri vardı. Açıkhava’da 5 bin kişiyi görünce, bu iş bir başka boyutta demiştim... Şehirde yaşayan özellikle genç kitleye hitap ediyordu. Besteler müzikal olarak sağlamdı. Sözler adrese teslimdi. Giderek oturan bir sound vardı. Dönem de önemliydi. 12 Eylül sonrasıydı. Hem müziğiyle hem sözleriyle farklı bir sesin beklentisinin olduğu bir döneme denk geldik. Anadolu pop ya da rock denilen dönem yaşanmıştı. Pop müzik kendi örneklerini veriyordu. Boşluk, grup müziğindeydi. Metalden rock’a, oradan özgün örneklere gruplar aslında pıtırak gibi geliyordu. Biz de o gidişatın önlerinde yerimizi almıştık.🤨