ENFLAMASYON PIHTILAŞMAYI TETİKLİYOR
Aslında kalp krizinin mekanizması dediğimizde öğrenmemiz gereken en temel kavram koagülasyon, yani ‘pıhtılaşma yolakları’dır. O çok bahsettiğimiz sigara, kilo, kolesterol gibi etkenler aslında bu pıhtılaşmaya elverişli ortamı hazırlıyor ve pıhtının gidip takılabileceği damar zeminini şekillendiriyor. İşte bu tehlikeli ortamı oluşturan başka bir dev aktör daha var: Enflamasyon (yangı). Biz tıbbi yangın da diyebiliriz. Bu yangın, pıhtılaşma kaskadının aktivasyonuna sebep olarak adeta bir “çapraz ateş” başlatıyor. Yani enflamasyon alevlendiğinde, pıhtılaşma mekanizması da kaçınılmaz olarak tetikleniyor; çapraz aktivasyon birbirini besleyerek tehlikeyi büyütüyor. Bu tabloda kalbin zarar görmesi için damar tıkanıklığının yüzde yüz olması gerekmiyor. Zira damar sadece yüzde 20 bile tıkalı olsa, yangı ile kireçlenmiş plak güçlerini birleştirerek o plağı yırtabilir, yırtığı kapatmak için oluşan pıhtı ise damarın yüzde yüz tıkanmasına sebep olabilir, yani görünüşte az tıkalı bir damarın bile bir insanı hayattan koparmasına neden olabilir. Peki, bu yangının varlığını nasıl anlarız? İşte burada devreye “yangının termometreleri” ya da “erken uyarı sistemleri” dediğimiz bazı kan testleri giriyor: Yüksek duyarlılıklı CRP, homosistein, fosfolipaz A2a aktivitesi ve sedimantasyon gibi belirteçle ile kalp damarlarındaki kireçlenme (kalsiyum skoru), vücudumuzdaki bu gizli yangının şiddetini bize fısıldar.