BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN HASSAS TERAZİSİ
Hatırlar mısınız, pandemi sonrası büyük bir tartışma konumuz vardı: Kalp krizi oranları neden arttı? COVID-19 virüsü mü kalp krizi yapıyor, yoksa aşılar mı? Evden çalışmanın getirdiği hareketsiz yaşam mı kilo aldırıp mı etkiledi, yoksa dünya genelinde artan depresyon mu tetikledi? Cevap: Hepsi.
Asıl cevap, bağışıklık sistemimizin o muazzam ama bir o kadar da tehlikeli ve karmaşık olan doğasında gizli. Bağışıklık sistemini çok hassas bir terazi gibi düşünebilirsiniz. Bir kefede vücudu dışarıdan gelen mikrop ve virüslere karşı koruyan savunma gücü, diğer kefede ise bu gücün kendi dokularına zarar vermeden dengede kalması gereken o ince ayar duruyor. Eğer bu terazi yeterince güçlü tartmazsa, enfeksiyonlar vücudumuzu esir alır; ancak terazi diğer yöne kayar ve bağışıklık yanıtı gereğinden fazla güçlenirse, işte o zaman vücut kendi kendine saldırmaya başlar, adeta kendini ateşe verir. Biz buna “oto-immun” süreç diyoruz. İşte kalp krizi ve damar sertliği, aslında bağışıklık sistemimizin bu dengeyi tutturamayıp damar duvarlarımızı bir “savaş alanı” haline getirmesinin trajik bir sonucudur.