BİR ZULÜM İÇİNE DÜŞTÜM ÇALIŞAMADIM
Özyılmaz, 1974 yılında Ticaret Lisesi’ni bitiriyor. Hayali: “Minnetsiz ekmek… Minnet etmeden, istemeden kendi ekmeğimi kazanmayı hayal ediyorum.” Ancak 1976 yılında yaptığı evlilik hayallerini ertelemesine neden oluyor: “19 yaşında düğünüm oldu, 20 yaşında anne oldum. Dört kızım oldu. Eşim evle ilgilenmiyordu. Bir zulmün içine düştüm; çalışamadım. Dönem arkadaşlarımın hepsi bankada müdür olarak işe başladı. Bense bir cehaletin kuyusuna düşmüştüm; kadın çalışamaz, kadın çıkmaz, kadın giyinmez… Bir esir gibiydim. Eşim kasap işletiyordu, kazandığını sadece kendi cebine koyuyordu.”
DOĞUNUN DOĞUSUNDA BİR AVRUPA ŞEHRİ
“Kars doğunun en doğusunda bir Avrupa şehridir. Çok özel butik yaşanan bir şehirdir. Mozaik bir kültür vardır. Yeniliklere açıktır. Eskiden ‘Moda İstanbul’da çıkar ama Kars’ta giyilir’ denirdi.”
BİLEZİKLERİMİ BOZDURUP SERMAYE YAPTIM
Zor 14 yıl geçiriyor… Sonunda önüne bir fırsat çıkıyor: “Biriktirdiğim bileziklerim vardı. Hep ‘keşke bunları ticarette kullanabilsem’ derdim. 1990 yılında bir gün eve eşimin işadamı bir arkadaşı ziyarete geldi. Bir iplik markasının bayiliğini yapıyordu. Bana, ‘Abla sana yün versem evde satar mısın?’ dedi. Bende bir ışık açıldı. Çok sevindim; ‘Yaparım’ dedim. Yün parasını bileziklerimi bozdurarak verdim. Evde satmaya başladım. Özgürlüğüm evim kadardı… Sonra triko makinesi aldım. Kadınlar alışveriş için eve geliyordu. Ördüğüm trikolar çok beğeniliyordu. Herkesin birbirine fısıldamasıyla namım yayıldı; popüler bir örgücü oldum. Duruşumla, giyimim kuşamımla, konuşmamla, ev düzenimle aslında hep bir modeldim.”
SUSKUN BİR ŞEHRİN ŞAHLANMASI
Bir zamanlar hep göç veren Kars’ın popülaritesi yerel toplumu da etkilemiş. Nuran Hanım gülerek, “Kars’ın CEO’suyum! Bir şehri arkana alıp oranın para kazanmasına sebep oluyorsan CEO sensin!” diyor: “Basın ve yayında övgüler olunca herkeste heves oldu. 2008’de Birleşmiş Milletler tarafından oradaki turizm faaliyetlerini görmek için İspanya’ya davet edildim. Granada’da Flamenko dansçılarını görünce Kars’ta da mekânlarda Kafkas dans kültürünün kıvılcımını ateşledim. Yaptığım bir şehrin sesini duyurmaktı. Suskun bir şehrin ayağa kalkarak şahlanması. Herkes göç ederken şimdi tersine dönüyor, kimse göç etmek istemiyor; ‘Büyükşehirde garson olacağıma Kars’ta olurum’ diyor. Varlıklılar sahaya geliyor, otel yapıyor, kafeler açıyorlar.”