Mizah insanları savunmasız yakalar
Pakistan kökenli İngiliz oyuncu ve rap’çi Riz Ahmed’le yeni dizi projesi “Bait”i konuştuk. Ahmed, röportajımızda genç Müslüman yeteneklerin kendi değerlerini bilmeleri gerektiğini de vurguladı, bayramlara olan sevgisini de samimi bir şekilde anlattı. Ünlü oyuncu ayrıca İstanbul’un dünyadaki en sevdiği şehirlerden biri olduğunu söyledi.
* “Bait” bir komedi dizisi. Irk, din, hırslar, aile; bu derin konuları neden komediyle anlatmak istediniz?
- Mizah insanları savunmasız yakalar. Normalde, fazla ağır ya da yüzleşmesi zor gelebilecek şeyleri konuşmak için bir güven alanı yaratır. İnsanlar gülerken daha açık olurlar, kendilerini kapatmazlar. Ve o açıklıkta, araya gerçek bir şey, dürüst bir şey sıkıştırabilirsin.
Ayrıca kahkahanın içinde paylaşılan bir insanlık hali var. Nereden geldiğin ya da geçmişin ne olursa olsun, bir şey komikse seni anında bağlar. Bu yüzden kimlik, ırk ya da aile gibi bazen insanları ayrıştırabilen konulardan bahsederken mizah bir köprüye dönüşür. Bize düşündüğümüzden daha çok benzer olduğumuzu hatırlatır.
Ve açıkçası hayat absürt. En karanlık ya da en zor anlarda bile genelde içinde biraz tuhaf, biraz komik bir şey vardır. Bunu bulmak, o anın ciddiyetini azaltmaz. Onu daha insani kılar.
* Uluslararası eğlence dünyasına girmek isteyen genç Müslüman yetenekler, dizide hayat verdiğiniz Shah karakterinin hikâyesinden neler öğrenmeli?
- Uzun bir süre boyunca hem ben hem de Shah Latif masada bir yer bulmak için can atıyorduk. Yani hepimiz dahil edilmek isteriz, değil mi? Kabul görmek isteriz. Ait olduğumuzu hissetmek isteriz. Ve bu güzel bir şey. Ama bununla yetinmemeliyiz.
Bunun yanında şunu fark ettim ki; kendi masanı kurmak da gerçekten çok önemli. Kendi masanı kurmak, kendi değerini bilmek. Bu diziyi yaparken benim de çıkmaya çalıştığım yolculuk buydu. Ve karakterin de geçtiği yolculuk bu.
AMACIM, İNSANLARIN DİZİDEN SORULARLA AYRILMASI
* Mizah evrensel midir? Bir şey yazarken “Bu komik olur” diye düşündüğünüzde, bunun farklı ülkelerde pek de komik olmayacağını düşünür müsünüz mesela?
- Bu gerçekten çok ilginç bir soru. Bence İngiliz mizahı oldukça kendine özgü ve çok spesifik. Ama günün sonunda yapabileceğimiz tek şey, bizi gerçekten güldüren, bize eğlenceli gelen şeye sadık kalmak. Yazarlar odamız büyük ölçüde Amerikalı yazarlardan oluşuyordu. Bu da bence ortaya ilginç bir karışım çıkardı. İnsanlar bunu İtalya’da komik bulur mu, açıkçası bilmiyorum. Ama umuyorum ki bulurlar. Çünkü bence bazı şeyler evrensel. Aile gibi mesela. Aile içindeki kaos evrensel. İnsanın hiç beklemediği olaylarla hazırlıksız yakalanması da evrensel bir durum. Zaten diziyi ileri taşıyan şey de bu: Hazırlıksız yakalanmak.