Petrol ruleti
İRAN savaşıyla birlikte iki acı gerçeği yaşayarak gördük.
1- On yıllardır yaşanan teknolojik atılıma rağmen dünya ekonomisi fosil yakıtlara hâlâ göbeğinden bağlı.
2- Bu zincirdeki en ufak aksama anında hepimize fatura ediliyor.
Peki bu prangadan kurtulmak mümkün mü?
Uluslararası Enerji Ajansı ve Enerji Enstitüsü’nün raporlarına göre yakın zaman içinde çok mümkün değil.
Küresel enerji ihtiyacının yüzde 86’sı hâlâ fosil yakıtlardan temin ediliyor. Dünyadaki ulaşımın yüzde 90’ını petrole bağımlı. Yenilenebilir enerji ise şu an dünyaya sadece yüzde 8’lik bir katkı sağlayabiliyor.
Önümüzdeki tabloyu bu gerçekleri göz önünde bulundurarak değerlendirmeliyiz.
İran savaşının geldiği noktada bugün bir petrol ruleti oynanıyor.
- İran, Hürmüz Boğazı hamlesiyle dünyanın enerji koridorunu tıkayarak gıda fiyatlarından, ilaçlara, uçak yakıtlarından gübreye her kalemi hedef almış oldu. Küresel bir enflasyon artık kaçınılmaz.
- Trump yönetimi ise Hürmüz’ün ucunu tutarak abluka dolayısıyla İran’ın petrol ve gaz satışını durdurup ekonomisini çökertmeyi hedefliyor.
İki taraf da karşısındakini dize getirmek için kendi zararını göze almış vaziyette. Bu rulet, ilk geri adım atan tarafın kaybetmesi üzerine kurulu.
Ama şurası kesin. Terazinin bir kefesinde İran diğer tarafında küresel ekonomi var. ABD’nin ablukası sadece İran’ı değil, dünya ekonomisini de aynı oranda etkiliyor.
45 yıldır ambargo ve yaptırımlarla yaşamaya alışkın bir İran’ın böyle bir rulete daha uzun dayanabileceği söylenebilir.
ABD’nin İran’da kısa vadede yeni bir ekonomik isyana bağlı rejim değişikliği hedeflediğini sanmam.
Tam tersine, savaş öncesi günde ortalama 100-140 tankerin geçtiği ancak bugün 7-10 tankere kadar düşen Hürmüz Boğazı’ndaki sıkıntı sürerse yakında küresel bir isyan oluşabilir.
O nedenle ya çözüm ya da yeni bir çatışma... Bu ruletin o kadar da uzun sürmeyeceğini düşünüyorum.