60-90 ARASI 80 ÖĞRENCİ
Bu çalışma bir dil eğitim programı olmanın ötesinde, ileri yaşta öğrenmenin mümkün ve anlamlı olduğunu görünür kılmayı, yaşlıların yeniden öğrenme süreçlerine dahil olması ve bu alandaki yerleşik kabulleri sorgulamayı amaçlıyor. İlk etapta 60–90 yaş aralığında yaklaşık 80 katılımcı yer alıyor. Programı dil eğitimi, biliş, program geliştirme ve sınıf içi etkileşim araştırma alanlarında uzmanlaşmış ODTÜ akademisyenleri Prof. Dr. Bilal Kırkıcı, Doç. Dr. Hale Işık Güler, Doç. Dr. Betil Eröz ve Dr. Funda Okay yürütürken onlara lisans ve lisansüstü düzeyde 6 öğrenci de destek veriyor. Hocalar, ilk zamanlar İngilizce öğrenmede çekingenlik yaşayan yaşlıların, daha sonra büyük bir istekle derslere katılmaya başladığını, ders günlerini heyecanla beklediklerini, torunlarıyla İngilizce kelimeler paylaştıklarını ve yeni bir dil öğrenmenin getirdiği özgüveni yaşadıklarını anlattı. Programın ilk etabı mayıs ayı sonunda tamamlanacak.
ZİHİNLER CANLI KALSIN
ODTÜ Teknokent’te 4 dilbilimci ve dil eğitimcisi bu konuda gece gündüz araştırmalar yapıyor. Bu yolla toplumdaki bilişsel canlılığı, zindeliği korumak istiyorlar. Diğer yandan demans ile ilgili çalışan hekimlerle de işbirliği yapıyorlar. Amaçları bilişsel yaşlanmayı yavaşlatmak. Uzmanlar, “Her yaşta öğrenebilir, gelişebilir ve hayata yeni bir pencereden bakabilirsiniz. Beyninizi yeni bir dil öğrenerek çalıştırın, zihniniz canlı kalsın” diyor.
ÇOK HIZLI ÖĞRENİYORLAR
Programın yürütücülerinden Prof.Dr. Bilal Kırkıcı, şunları söyledi: “Hem onlara İngilizce öğretiyor hem de onlardan biz de çok şey öğreniyoruz. Bizi çok şaşırttılar. Çok hızlı öğrendiler, sosyalleşmekten mutlular. Evlerinden çıkmaları için çok güzel bir vesile oldu. Öğrencilerimizden biri de kendi annem. Zihinlerini aktif şekilde kullanıyorlar. Her hafta ödev veriyoruz, onları yapıyorlar, çok soru soruyorlar ve hırslılar. Yaşları 60 ile 87 arasında. Huzur evinde yaşayan katılımcılarımız da var, onlarla da ayrı bir program yürütüyoruz, gelemeyecek durumda olanlara biz gidiyoruz.”
ZİHİNSEL EGZERSİZ
Programın bir diğer yürütücüsü Doç. Dr. Hale Işık Güler, “Bu tür dil öğrenme deneyimleri, örneğin sözcükleri hatırlamayı, sesleri ayırt etmeyi, anlam kurmayı, dikkatini belirli bir odağa yöneltip sürdürmeyi, karşılıklı iletişim içinde hızlı ve uygun tepki vermeyi ve sosyal bağlamı yorumlamayı aynı anda gerektiriyor. Bu yönüyle dil öğrenmek, beyin için çok katmanlı ve zengin bir zihinsel egzersiz alanı oluşturur“ dedi.
AKIL YAŞTA DEĞİL...
Doç Dr. Betil Eröz ise şöyle konuştu: “Toplumda hâlâ çok yaygın olan ‘Bu yaştan sonra öğrenilmez’ algısını bilimsel ve insani bir zeminde değiştirmek ve dönüştürmek istiyoruz. Öğrenme yalnızca çocukluk ve gençlik dönemine ait olmamalı, hele de insan ömrünün mütemadiyen uzadığı bu çağda. Bizim için önemli olan, bir yandan büyüklerimizin beyin sağlıklarına katkı sağlamak, diğer yandan da büyüklerimizin öğrenme sürecinde kendilerini aktif, üretken ve değerli hissetmeleri.”