NÜKLEER STOK
İran’ın ABD’ye ilk teklifi için yaklaşık dört gün önceye dönüyoruz. Nükleer dosyanın ayrı tutulmasını isteyen İran’ın gerekçesi; “O konuda konuşulacak bir şey kalmadı” idi. İran ABD’ye şu mesajı verdi;
- “Nükleer stok dediğiniz yok oldu. Erişimi kalmadı. Bizim bile erişemeyeceğimiz bir yere gömdünüz. m Nükleer kapasitemizi yok ettiniz. m Bu konuyu konuşmanın manası kalmadı. İki ülke öncelikle Hürmüz’ü konuşsun.”
İran’ın iddiası buydu ancak ABD Başkanı Trump bu teklifi reddetti. İran’ın nükleer stoğu gerçekten toprak altına gömüldü mü, yoksa İran ABD’yi oyalamaya mı kalktı sorusunun yanıtı belirsiz. Ancak Tahran’ın sunduğu teklifin çerçevesi netti:
- Hürmüz sorunsuz açılır.
- Gerilim düşürülür.
- Ama nükleer dosya şimdilik rafa kaldırılır.
Ancak reddedilince, bu sefer kapsamlı 14 maddelik plan gündeme geldi.
14 MADDELİK PLAN: TAHRAN’IN TALEPLERİ
Diplomatik kaynaklara yansıyan çerçeve geniş ama bir cümlelik özet şöyle yorumlanabilir: “Önce Hürmüz’deki krizi bitirelim, ekonomik nefes alalım; büyük pazarlığı sonra yaparız.” Maddelere genel bir çerçeveden bakacak olursak;
- Bölgede tüm doğrudan askeri çatışmaların durdurulması.
- Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilerin güvenli geçişinin sağlanması.
- Tanker ve ticari gemilere müdahalenin durdurulması ve tüm taciz, el koyma ve deniz operasyonlarının sona erdirilmesi.
- ABD’nin Körfez’deki askeri yoğunluğunu düşürmesi.
- İran’a yönelik fiili deniz baskısının sonlandırılması.
- ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların kaldırılması veya ciddi şekilde gevşetilmesi.
- Yurt dışındaki İran fonlarının erişime açılması.
- İran’ın enerji satışına yönelik engellerin kaldırılması.
- Ekonomik kayıplar için tazminat mekanizmasının tartışılması.
- Rejim değişikliği veya iç müdahale politikalarının terk edilmesi.
- Doğrudan veya dolaylı askeri operasyonların sona ermesi.
- Nükleer müzakerelerin bu paketin dışında tutulması.
- Tarafların adım adım karşılıklı yükümlülükleri yerine getirmesi.
- Anlaşmanın üçüncü taraflarca (uluslararası aktörler) güvence altına alınması.
Bu talepler listesinde özellikle İsrail’in Lübnan’a saldırmayacağının garantisinin bir anlamda ABD tarafından, Hizbullah’ın da İsrail’e saldırmayacağının garantisinin İran tarafından sağlanması konuşulan önemli bir ara başlık. İkinci konu ise bölgesel sorunların bölge ülkeleri ile konuşulması yönteminin İran tarafından dile getirilmiş olması. Burada krizin en başında bu yöntemin yani başta vekil güçler olmak üzere bölgeyi ilgilendiren konuların bölge ülkeleri arasında konuşulmasını önerenin Ankara olduğunu da hatırlatalım.
“Önce yangını söndürelim, sonra büyük anlaşmayı konuşuruz.”