Sade, orta, şekerli?
Türk kahvesinin UNESCO Yaşayan Kültür Mirası listesine kaydının bazı ülkeleri rahatsız etmesi de kaçınılmazdı. Eski Osmanlı coğrafyasında yer alan veya komşusu pek çok ülke, Türk kahvesine sahip çıkıyor ama kendi ülke adlarıyla anılmasını istiyor. Hâlbuki şu da bir gerçek ki, biz hazır çözünür kahveler çıkmadan önce Türkiye’de bile “Türk kahvesi” demez, sadece “kahve” derdik ve tercihimizi kısaca sade, orta veya şekerli olarak belirtirdik. Komşu da “Yunan kahvesi” demezdi. Türk kahvesi söyleminin uluslararası yaygınlaşmasından gelen rahatsızlık sonucu millileşmeye gittikleri de söylenebilir. Türk kahvesinin UNESCO listesine girmesinden tam 11 yıl sonra itiraz olmasa da yeni bir hamle Arap ülkelerinden geldi. BAE, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Ürdün, ortak başvurusuyla “Arap kahvesi” bir ikram kültürü olarak listelendi.
Geleceğin inşası
Türk kahvesinin gelecekteki yol haritası perşembe günü düzenlenen Türk Kahvesi Kültürü ve Geleneği Çalıştayı kapsamında masaya yatırıldı. Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü ve Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği’nin düzenlediği çalıştayın yeri de çok anlamlıydı. Eminönü’de tarihi Mısır Çarşısı bile henüz inşa edilmemişken, ilk kahve kokularının yükseldiği noktada yer alan Beta Yeni Han 1554 Kahve Müzesi, çalıştaya ev sahipliği yaptı. Dr. Serkan Emir Erkmen’in yaptığı sunumun ardından Türk kahvesi ve kahvehanelerin tarihi, geleceğe dair riskler ve fırsatlar ve çağı yakalamak üzerine konuşmalar yapıldı. Bir fincanı 40 yıl hatır taşıyan kahvenin gelecek haritasını çizmek için adımlar atıldı.🤨