Nükleerde artık hedef 16 yıl öncesine dönebilmek
Tarihler 17 Mayıs 2010’u gösterdiğinde Brezilya Cumhurbaşkanı Lula, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat ve o dönemde Başbakanlık görevini yürüten Erdoğan önemli bir anlaşma imzalamıştı.
Uzun ve kapsamlı müzakerelerin sonunda imzalanan anlaşmaya göre İran düşük düzeyde zenginleştirilmiş 1200 kg uranyumu Türkiye’ye gönderecekti.
Bunun karşılığındaysa araştırmalarına devam etmek için reaktörlerinde kullanılabilecek nükleer yakıt alacaktı.
Bu anlaşma BM daimî üyeleri Çin, İngiltere, Rusya ve Fransa’nın desteğini alsa da ABD ve Almanya’nın çekinceleri dolayısıyla yürürlüğe giremedi.
Ancak anlaşma sayesinde İran ile nükleer konusunda uzlaşıya varılabileceğine dair psikolojik eşik aşılmış oldu.
Nitekim beş yıl sonra, kendi başkanlık döneminin sonunu kapsamlı bir barış ile getirmek isteyen Obama, “yüzyılın diplomasi zaferi” diye sunulan nükleer anlaşmayı imzaladı.
Buna göre İran, 15 yıl boyunca uranyumu en fazla yüzde 3.67 oranında zenginleştirmeyi kabul etti.
Ülkedeki zenginleştirilmiş uranyum stoku da yüzde 98 oranında azaltılarak 300 kilograma düşürülecekti.
Bunun karşılığında İran’a yönelik yaptırımlar kademeli olarak azaltılacaktı. ABD dışında, BM’nin 5 daimî üyesi ve Avrupa Birliği de imzacı taraf oldu. Böylece tarihi anlaşma yürürlüğe girdi.
Ancak Trump başkan seçildikten sonra “Tarihin en kötü anlaşması” dediği bu metni 2018’de yırtıp attı. Yıllar süren uluslararası diplomasi çabaları da böylece çöpe gitti.
Hatırlarsanız iki ay önce ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılar sırasında açıklanan ana hedeflerden biri nükleer programın tarihe gömülmesiydi.
Ama bugün geldiğimiz noktada daha önce hiç gündemde olmayan Hürmüz Boğazı dünyanın asıl sorunu olmuş vaziyette. Masada ise (kim bilir ne zaman ve nasıl) nükleer meselenin ayrı olarak ele alınacağı anlaşılıyor.
Hürmüz’de tansiyon tekrar yükselirken boğazın açılması konusunda çatışma ya da çözüme dayalı bir yolun kısa sürede katedileceği kanaatindeyim.
Ancak nükleer meselesinde dönüp dolaşıp gelinen nokta kocaman bir sıfır. Artık ilk hedef 16 yıl öncesine dönebilmek.
2010’daki üçlü zirve.