Petrolü durdurabilirsiniz peki ya güneş ve rüzgârı
İRAN savaşının başladığı günden bu yana olup biteni bu köşede enerji penceresinden bakıp yorumlamaya çalıştık.
Savaş tamamen bitmedi, Hürmüz’deki kaos sürüyor ama sanırım tansiyonun biraz daha düştüğü yeni bir aşamaya geçtik. Elbette bir gün bu savaş da tarihin tozlu raflarında yerini alacak. Peki ya bu savaşın bize öğrettikleri...?
İran savaşı bize teknoloji ne kadar ilerlemiş olursa olsun, dünyanın hâlâ petrole muhtaç olduğunu çok ciddi bir biçimde öğretti. Ayrıca ülkelerin bir şekilde kendi enerji kaynaklarını en iyi şekilde kullanmaları gerektiğini de. Türkiye son yıllarda enerji kaynaklarını çeşitlendirebilen ülkelerden biri. Özellikle rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarının ne kadar önemli olduğunu İran savaşı ile birlikte bir kez daha anladık.
TRUMP’IN YANILGISI
Son yıllarda çılgın bir şekilde güneş ve rüzgâr santrali kuran bir önemli ülke de Çin. Hatırlar mısınız bilmem; Trump, Ocak 2026’da, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu (WEF) sırasında Çin’in rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri ürettiğini ancak bunları kendi ülkesinde kullanmak yerine dünyaya ‘servet karşılığında’ sattığını iddia etmiş; şu ifadeyi kullanmıştı: “Ben Çin’de hiç rüzgâr santrali göremedim. Onlar akıllı. Bunları yapıyorlar ve satın alan ‘aptal’ insanlara satıyorlar.”
Oysa 2024 ve 2025 verileri, Çin’in dünyada en fazla rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücüne sahip ülke olduğunu gösteriyor. Çin, dünyadaki rüzgâr türbinlerinin sadece üreticisi değil, aynı zamanda en büyük kullanıcısı konumunda ve küresel yenilenebilir enerji kapasite artışının yarısından fazlasını tek başına gerçekleştiriyor.
Bakın, son haberler dünkü New York Times’tan. Savaş, Çin’in rüzgâr enerjisine yaptığı yatırımların ne kadar isabetli olduğunu ortaya koydu. Uzun süredir Ortadoğu petrol ve doğalgazına bağımlı olan Asya komşuları, yakıt tedarikinde zorluk çekiyor. Bu arada, devasa rezervleri ve modern elektrik şebekesiyle Çin, enerji krizini atlatmak için daha iyi bir konumda.