ABD’NİN PETROL SEVDASI
ABD ile aradaki fark çok belirgin. Trump döneminde enerji politikası yeniden petrol ve doğalgaza yöneldi. Son 6 haftada Trump yönetimi, açık deniz rüzgâr santralleri inşa etme planlarından vazgeçen enerji şirketlerine yaklaşık 2 milyar dolar tazminat ödemeye başladı. Bu hafta, önde gelen bir yenilenebilir enerji grubu, 150’den fazla rüzgâr santrali projesini durdurduğunu söyledi.
Peki bu arada Çin ne yaptı?
Çin Lideri Xi Jinping, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasından üç hafta sonra, mart ayı sonlarında yaptığı açıklamada, “Enerji, kalkınmada stratejik bir konudur; rüzgâr enerjisi ve güneş enerjisi teknolojisindeki öncü çalışmalarımız ileri görüşlü olduğumuzu kanıtlamıştır” demişti.
Geçtiğimiz ay, ülkenin beş büyük enerji üreticisinden biri olan China Huaneng Group, ülkenin en derin açık deniz rüzgâr enerjisi projesini tamamladı.
Geçen yıl Çin’in elektrik ihtiyacının yüzde 10’u rüzgâr enerjisinden karşılandı; bu oran yılda yaklaşık bir puan artıyor.
ÇİN ABD’YE FARK ATTI
Çin, dünyanın en büyük güneş enerjisi kurulu gücüne sahip ülkesi ve bu alandaki liderliğini devasa güneş parkları ile sürdürüyor. Bu yıl Çin’in güneş enerjisi kapasitesi 610 GW seviyesini aştı. Oysa ABD’de 2026’nın ilk çeyreğindeki yeni kurulumlarla birlikte bu rakam ancak 300 GW’a ulaşabildi.
Rüzgârda da benzer bir tablo var. Şubat 2026 sonu itibarıyla Çin’in toplam kurulu rüzgâr enerjisi gücü, 650 GW’a ulaştı. Yıllık yaklaşık yüzde 22.8’lik bir artış yaşandı. Yani Çin, korkunç bir yoğunlukla ülkeye rüzgâr santralleri dikiyor. ABD ise Çin’in ardından dünyada en fazla rüzgâr kapasitesine sahip ikinci ülke konumunda. Ancak ABD’nin toplam kurulu rüzgâr enerjisi gücü ancak 170 GW bandına ulaşmış durumda.
Özetle Çin, hem rüzgârda hem güneşte ABD’ye açık bir şekilde fark atmış durumda. Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi olan ABD, fosil yakıtlara bağımlı olma lüksüne sahip. En büyük ithalatçı olan Çin ise bu lükse sahip değil ve fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltmaya yöneliyor.
Güneşi engellemek, rüzgârı kesmek mümkün değil. Oysa Hürmüz’e bir kilit, petrolü durdurabiliyor. Gidişat çok açık değil mi?