Gebelik sürecinde bağışıklık sisteminin rolü
Çocuk sahibi olma süreci çoğu zaman yalnızca üreme organlarıyla ilgili bir konu olarak düşünülür. Oysa işin perde arkasında çok daha karmaşık bir sistem de çalışmaktadır.
O da kısırlık ile ilgili konularla alakalı olduğu pek düşünülmeyen bağışıklık sistemidir. Vücudumuzu dış tehditlere karşı korumakla görevli olan bu sistem, bazı durumlarda beklenmedik şekilde üreme sürecini ciddi bir şekilde etkileyebiliyor. Peki vücudumuzu hastalıklara karşı bir kalkan gibi koruyan bu sistem nasıl oluyor da gebeliğin oluşmamasına ya da başarısız tüp bebek denemeleriyle ilişkili olabiliyor? Hadi gelin bugün immün sistemin çocuk sahibi olma üzerindeki rolünü birlikte adım adım inceleyelim.
‘YABANCI’ ALGISI: EMBRİYOYA KARŞI SESSİZ SAVAŞ
Vücudun savunma mekanizması temel olarak vücuda giren yabancı maddeleri yok etmek üzere kodlanmıştır. Yani sürekli tetikte olan bir güvenlik sistemi gibidir. Görevi, dışarıdan gelen zararlı şeyleri tanıyıp yok etmektir. Hamilelik söz konusu olduğunda ise ilginç bir durum ortaya çıkar. Çünkü oluşan bebek, sadece anneden değil babadan da gen taşır. Yani vücut için tamamen “tanıdık” değildir. Bazı durumlarda bağışıklık sistemi bunu yanlış algılayarak embriyoya karşı savunma tepkisi geliştirebilir. Bu da bebeğin rahme tutunmasını zorlaştırabilir ya da tutunsa bile sağlıklı bir şekilde gelişmesini olumsuz etkileyebilir. Çoğu zamansa bu durum, dışarıdan fark edilmez ve süreç sessizce ilerler.