MTA TABİAT TARİHİ MÜZESİ’NDEN ETKİLENDİM
Zeynep Boz, 1982 yılında Ankara’da memur bir anne ile babanın tek çocuğu olarak dünyaya geliyor. Çocukluğu Ankara’nın mütevazı mahallelerinden Şehitlik’te geçiyor. Boz, “Eğlenceli bir çocukluk geçirdim” diye başlıyor anlatmaya: “Ailem, kısıtlı imkanlara rağmen yatırımı çocuklarına yaparak beni TED Ankara Koleji’nde okuttu.” Meraklı ve sorgulamayı seven bir çocuk. Bunda babasının çalıştığı Maden Tetkik Araştırma Enstitüsü’nün Tabiat Tarihi Müzesi’nin etkisi oluyor: “Arkeoloji gördüğümüzü kabul etmeme bilimidir. Bulduğunuz bir sikkeyi her bağlamda ele almanız gerekir. Ne mutlu bana ki Atatürk’ün kurduğu Ankara Üniversitesi Dil, Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nü kazandım. Kıvılcımlar olarak gidip kor alevler olarak dönen hocalarımızın öğrencilerinden Işın Yalçınkaya, Harun Taşkıran, Metin Kartal gibi prehistorya alanında dünya çapında takdir gören hocalarımızdan dersler aldım.”
NEOLİTİK KAZILAR ARTTI
Alan olarak prehistoryayı seçiyor: “Soru sormaya alan yaratan prehistoryayı tercih ettim. Prehistorya, insanlığın ilk ortaya çıkıp aletler yaratmasıyla yani bir nevi teknolojinin tarihiyle ilgilenir; üretim teknolojileri, iklim, taşlar... Eski çağda sert kabuğu kırmanıza elveren ucunu sivrileştirdiğiniz bir alet aslında sizi dönemin mucidi yapıyor! Türkiye’de paleantropolojik ilk buluntular 1.2 milyon yıl önceye rastlıyor. İlk kazı tecrübem Antalya’daki Karain Mağaraları’ndaydı. O zamanlar prehistorya çalışmaları daha azdı. Şimdi Taş Tepeler’deki neolitik projelerden çıkan sonuçlar, tüm dünyada bilimsel sorulara cevaplar veriyor. Bulduğunuz bir alete en son sizden 300 bin yıl önce birisi dokunmuş; bulduğunuz en ufak şey size diğer bilgilerin kapısını açıyor.” Bugünün değil milyon yılın sorularıyla uğraşıyor!