Yapay zekâdan beklenen verimlilik sıçraması, kimi ofislerde yerini ‘workslop’ adı verilen işletme açmazına bıraktı. Bu kavram; otomasyonun hızlı ama kalitesiz, çoğu zaman hatalı ve işlevsiz üretimini tarif ediyor. Şirketler maliyetleri kısmak için yapay zekâ ajanlarına sarılsa da, ortaya çıkan ‘dijital çöp’ü temizlemek insana düşüyor. Araştırmalara göre, en gelişmiş dil modelleri bile dünyadaki ofis görevlerinde ancak yüzde 30’luk başarı oranına sahip. Böyle olunca çalışanlar yapay zekânın hatalarını denetlemek ve düzeltmekle daha fazla vakit kaybedebiliyor. ‘Vibe coding’ yapan mesai arkadaşlarının yardım talebini geri çeviremeyen IT birimlerinin yükü daha artıyor.
Kontrolsüz yük
Yapay zekâ ekonomisinin temel para birimi ‘token’lar, şirketler için kontrolsüz finansal yük haline gelmeye başladı. Kurumsal modellerde yapay zekâya verdiğiniz her komut (prompt) ve aldığınız her yanıt kelimelere, hatta hecelere bölünerek bu dijital jetonlarla ücretlendiriliyor. 1.000 token=750 kelime gibi. Yoğun kullanımda küçücük birimler devasa maliyetlere dönüşebiliyor. Bunun en somut örneği Uber’de yaşandı; şirketin CTO’sunun, yoğun token tüketimi nedeniyle 2026 yılı için ayrılan tüm yapay zekâ bütçesini yıl bitmeden tükettiği belirtiliyor. Sabit abonelik ücretlerinden ‘kullandığın kadar öde’ modeline geçilmesiyle şirketler artık her satır kodun ve veri sorgusunun maliyetini hesaplamak zorunda kalacak.