NEREDEYSE FELÇ KALIYORDUM
* Dizi, bir yandan aile değerlerinin ne kadar önemli olduğunu, diğer yandan gangster yaşam tarzını gösteriyor. Bu çelişki için ne düşünüyorsunuz?
- Bunu sürekli söylüyoruz: Aile, aile, aile. Aile çok gerekli bir şey. Ben ailemi her zaman ilk sıraya koymadım. İşkoliktim. Bu sektörde genelde şöyle düşünürsünüz: 30 yaşına kadar başaramadıysanız, artık başaramayacaksınız. Çoğu kişi 24’ünde, 26’sında çıkış yapar. “Rocky”ye başladığımda 29 yaşındaydım. 30 olmama 1 ay vardı. Yani son saniyede gelen bir şanstı. Ama sonra ailemi önceliğim hâline getirdim. Bunu yaptığımdan beri her şey daha anlamlı ve daha önemli görünmeye başladı. Film yapmak güzel, elbette güzel ama asıl mesele hayat. Ben eskiden bunu çok yüzeysel tutardım. İşin en önemli şey olduğunu sanırdım. Ama değil. İş ikinci sırada.
* Bu farkındalığa vardığınız belirli bir an oldu mu?
- Oldu. Çok, çok ağır sakatlıklar yaşadım. Defalarca yaralandım. Sekiz kez bel ameliyatı geçirdim, boynumda üç ayrı füzyon operasyonu oldu. Neredeyse felç kalıyordum. Kendimi çok fazla zorladım. Bir başka ameliyata daha girmek üzereydim ve içimde şöyle bir his vardı: “Belki de buradan çıkamayacağım.” O an çok hüzünlendim, gözlerim doldu. Kendi kendime dedim ki; “Eğer bundan sağ çıkarsam bir daha aynı insan olmayacağım. Tanrı’ya söz veriyorum, değişeceğim.” Ve gerçekten o an her şeyi değiştirdi. Bazen insanın uyanması için dönüştürücü bir an yaşaması gerekiyor. Ölümün kapını çalması da bunu yapıyor. Kesinlikle büyük bir uyanış oluyor.🙄