VİRÜS MÜ DAHA HIZLI YAYILIYOR YOKSA KORKU MU
BİR gemi, okyanusun ortasında karantinaya alınıyor. Ve “Yeni bir pandemi mi geliyor?” sorusu birkaç saat içinde dünyanın gündemine oturuyor.
Hantavirüs ile gündeme gelen MV Hondius isimli kruvaziyer gemisinden bahsediyorum. Yolcularının tahliyesine başlandı. Ancak endişe büyük; sosyal medyanın “komplo teorileri” çeşmesi gürül gürül.
Gerçi maskeli, özel kıyafetli görevlileri görmek, üst düzey sağlık protokollerinin devreye sokulması vs., insan zihnini otomatik şekilde pandemi günlerine götürüyor ve ister istemez bir “acaba” diyoruz.
Fakat uzmanların altını çizdiği en önemli gerçek şu: Bu, “yeni keşfedilmiş ‘gizemli’ bir virüs” değil.
Tıp dünyasının en az 30 yıldır tanıdığı, nasıl yayıldığı ve kontrol altına alınacağını bildiği bir hastalık. Güney Amerika ülkelerinde tarım, orman, madencilik gibi işlerle uğraşanlarda görülüyor genellikle. Kemirgenlerin ısırığı, tırmalaması ya da idrarı, dışkısı, tükürüğünden parçacıkların havaya, gıdalara ya da suya karışması ile bulaşıyor. İnsandan insana ise nadir ve çok yakın temasla bulaşıyor.
Peki panik niye?
Çünkü gerçek ile dijital algı yine birbirine karıştı. Sosyal medyada yayılan her görüntü, her iddia, her dramatik başlık korkuyu büyütüyor.
O gemide 3 de Türk yolcu var. YouTuber Ruhi Çenet, durumunun iyi olduğunu açıkladı. Diğer 2 yolcu da Türkiye’ye dönecek. Muhtemelen sağlık kontrollerinden geçirilecek, gerekirse kısa süreli gözlem altında tutulacaklar.
Sağlık sistemlerinin görevi işte tam da bu: Risk varsa tedbir, bilgi ve izlem ile süreci iyi yönetmek.
Ama bilgi çağında hâlâ bir uzman açıklaması yerine dramatik bir video milyonlarca kez izlenebiliyor. İnsan zihni de doğal olarak en yüksek sese yöneliyor.
Bu süreç bana şunu hatırlatıyor: Korku bulaşıcıdır. Ama sakinlik de öyle.
Ve bazen toplumları koruyan şey yalnızca ilaçlar değil, doğru bilgiyle kurulan güvendir.