Nefret yayınları servete dönüştü! Yasaklandı ama bitmedi, kazancı dudak uçuklattı
ABD’de aşırı sağcı yayıncı Nick Fuentes’in, ana akım sosyal medya platformlarından uzaklaştırılmasına rağmen internet üzerinden büyük bir gelir ağı kurduğu ortaya çıktı. Irkçı, antisemitik ve kadın düşmanı söylemleriyle tepki çeken Fuentes’in, 2025’in başından bu yana canlı yayın bağışlarıyla yaklaşık 900 bin dolar topladığı belirtiliyor. Bu rakam, yalnızca bir yayıncının kazancını değil; nefret söyleminin internette nasıl topluluk, aidiyet ve gelir modeline dönüştüğünü de gösteriyor.
ABD’de aşırı sağın en tartışmalı internet figürlerinden biri olan Nick Fuentes, uzun süredir YouTube gibi ana akım platformlardan uzaklaştırılmış durumda. Ancak bu yasaklar, onun çevrim içi etkisini tamamen bitirmedi. Fuentes, daha küçük ama çok daha sadık bir izleyici kitlesiyle kendi ekonomik düzenini kurdu.
Bu düzenin merkezinde “superchat” adı verilen ücretli mesaj sistemi var. İzleyiciler canlı yayın sırasında para ödeyerek mesajlarının ekranda görünmesini sağlıyor. Yayıncı bu mesajları okuyor, yanıtlıyor ya da üzerinden yorum yapıyor. Böylece bağışçı yalnızca para göndermiş olmuyor; yayın sırasında görünür hale geliyor, topluluğun parçası olduğunu hissediyor ve yayıncıyla doğrudan temas kurduğunu düşünüyor.
Fuentes’in bağış gelirinin 900 bin dolara yaklaşması, onu ana akım reklam gelirlerinden mahrum kalan sıradan bir yayıncı olmaktan çıkarıyor. Çünkü bu para yalnızca canlı yayın bağışlarından geliyor. Fuentes’in ayrıca ücretli sohbet odaları, aylık üyelik sistemi ve ürün satışlarından da gelir elde ettiği belirtiliyor.
SUPERCHAT SİSTEMİ NEDİR?
Superchat, canlı yayınlarda izleyicinin para ödeyerek mesajını öne çıkarmasını sağlayan bir sistem. Oyun yayınlarından sohbet yayınlarına kadar pek çok alanda kullanılıyor. İzleyici küçük bir ödeme yapıyor, mesajı ekranda beliriyor ve yayıncı tarafından okunma ihtimali artıyor.
Bu sistem normalde içerik üreticisine destek olmak için kullanılan dijital bir bahşiş yöntemi gibi görülebilir. Ancak Fuentes örneğinde bu mekanizma farklı bir anlam kazanıyor. Bağışlar yalnızca bir yayıncıyı desteklemek için değil, ırkçı, antisemitik, kadın düşmanı ve göçmen karşıtı söylemler etrafında kurulan bir topluluğa bağlılık göstermek için de yapılıyor.
Bazı izleyiciler için bu mesajlar, kalabalığın içinde fark edilmenin yolu haline geliyor. Kimileri yayıncının adını okumasını istiyor, kimileri ondan onay bekliyor, kimileri de aynı dünya görüşünü paylaşan bir grubun parçası olduğunu göstermek istiyor. Böylece nefret söylemi sadece konuşulan bir fikir olmaktan çıkıp para akışıyla beslenen bir dijital sisteme dönüşüyor.