CUMHURİYETÇİLERİ DE RAHATSIZ EDİYOR
Fuentes’in yükselişi yalnızca Demokratları ya da liberal çevreleri değil, Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimleri de rahatsız ediyor. Çünkü Fuentes kendisini sağ siyasetin dışında değil, sağın geleceğini şekillendirmeye çalışan biri olarak konumlandırıyor.
Trump yanlısı çevrelerden çıkmış olsa da son dönemde Trump’ı da hedef alıyor. Trump’ın İsrail politikalarını eleştiriyor, göçmenlik konusunda yeterince sert davranmadığını savunuyor ve takipçilerini Trump destekli adaylara karşı oy kullanmaya çağırıyor.
Bu durum Cumhuriyetçi Parti açısından ayrı bir sorun yaratıyor. Çünkü Fuentes’in destekçileri, partinin daha ana akım isimlerini yeterince sert bulmuyor. Onlara göre klasik muhafazakâr siyaset, göç, ırk, kadın hakları ve dış politika gibi başlıklarda fazla yumuşak kalıyor.
Parti içindeki endişe de buradan kaynaklanıyor. Fuentes ve “groyper” olarak bilinen destekçi kültürü, internette genç ve öfkeli bir kitleye ulaşabiliyor. Ancak aynı söylemler, daha geniş seçmen kitlesi için itici, tehlikeli ve aşırı bulunuyor. Bu da Cumhuriyetçilerin seçim stratejileri açısından risk yaratıyor.
SİYASİ GÜÇ MÜ, DİJİTAL FANATİZM Mİ?
Fuentes’in gerçek siyasi gücünün ne kadar büyük olduğu tartışmalı. Bazı araştırmacılar onun etkisinin abartıldığını, asıl başarısının algoritmaları ve öfke ekonomisini iyi kullanmasından kaynaklandığını düşünüyor. Bu görüşe göre Fuentes, geniş kitleleri örgütleyen bir liderden çok, internette öfkeyi paraya çevirmeyi bilen bir yayıncı.
Ancak bu durum tehlikeyi tamamen ortadan kaldırmıyor. Çünkü Fuentes’in takipçileri arasında onu yalnızca bir yorumcu olarak değil, kendi öfkelerini dile getiren bir temsilci olarak görenler var. Bu kişiler için bağış yapmak, bir siyasi harekete katılmak, bir davaya destek vermek ya da kendi kimliğini göstermek anlamına gelebiliyor.
Kasubienski’nin hikâyesi bu açıdan çarpıcı. Kanser teşhisi aldıktan sonra bile Fuentes’e mesaj göndermeyi sürdürdü. Ölümünden kısa süre önce yazdığı mesajlarda, Fuentes ve onun takipçi topluluğu için dua ettiğini söyledi. Fuentes daha sonra yayınında ondan söz etti; ancak ailesi, onun verdiği ziyaret sözünün gerçekleşmediğini anlattı.
Bu hikâyenin rahatsız edici tarafı burada saklı: İnternette aşırılık yalnızca nefretle beslenmiyor. Yalnızlık, anlaşılma isteği, aidiyet arayışı ve görünür olma ihtiyacı da bu yapıyı güçlendirebiliyor.
Nick Fuentes örneği, dijital çağda radikal söylemlerin nasıl yeni bir ekonomik modele dönüştüğünü gösteriyor. Bir yanda öfke ve nefret var; diğer yanda bağışlar, üyelikler, ürün satışları ve sadık hayran toplulukları. Sonuçta ortaya çıkan şey, yalnızca bir yayıncı profili değil; nefretin, yalnızlığın ve internet ekonomisinin birbirine bağlandığı karanlık bir düzen.🤨