Manda yoğurdu bir başka
Manda sütünden üretilen yoğurt, tereyağı ve peynirin tadı bir başka oluyor. Ancak, İstanbul çevresinde bu tatlar sessizce yok oluyor.
Dolgun yapısı, damağı kaplayan yağlı dokusu, içine kaşığın neredeyse dirençle battığı o yoğun kıvamıyla gerçek bir manda yoğurdunu kim sevmez ki? Diğer sütlere oranla içindeki beta karoten’in A vitaminine dönüşme oranı daha yüksek olduğu için manda sütü bembeyaz olur. O yüzden onunla yapılan yoğurdun da, tereyağının da, mozzarella tarzı taze peynirlerin de tadı başka olur.
Fakat bu tatları mümkün kılan yaşam biçimi, İstanbul’un hemen kıyısında sessizce yok oluyor. Şehrin kuzeyindeki sulak alanlar alarm veriyor.
İstanbul’un kuzey orman köylerinin önemli bir manda yetiştiricilik alanı olduğunu biliyor muydunuz?
Türkiye son 60 yılda Marmara Denizi’nin yüzölçümünü aşan yaklaşık 2 milyon hektar sulak alan kaybetmiş. İstanbul’un kuzeyindeki meralar da aynı baskının altında. Beton biraz daha yaklaştıkça su çekiliyor, mera küçülüyor, manda azalıyor. Ve bugün hâlâ yaklaşık 4 bin manda ile 40’tan fazla mandacı, İstanbul’un hemen kıyısında yaşam mücadelesi veriyor. Üstelik onlar sadece süt üretmiyorlar; İstanbul’un son pastoral yaşam pratiklerinden birini de ayakta tutuyorlar.🙄