*Vakfınız daha çok hangi alanlarda çalışmalar yürütüyor? Son dönem projeleriniz nelerdir?
İhtiyaç sahibi babasız çocuklar ve anneleri odağında çalışıyoruz. Gıda, eğitim, sağlık, kırtasiye, burs, bot-mont desteği, hayal paketleri, köy okulu destekleri gibi birçok alanda onları desteklemeye gayret ediyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca yardım ulaştırmak değil; insanların hayatına sürdürülebilir şekilde dokunabilmek. “Anadolu Sana Geliyoruz” projesiyle köy okullarındaki çocuklara kırtasiye, bot, mont ve hayal paketleri ulaştırıyoruz. Burada yalnızca bir paket değil, çocuklara görülme ve değerli hissetme duygusu taşıyoruz. “Beslenme Her Çocuğun Hakkı” projesi ise şehir yoksulluğunun çocukların yaşamına etkisinden doğdu. Düzenli öğüne ulaşamayan çocuklar için destek mekanizmaları oluşturuyoruz. Çünkü beslenme, bir çocuğun eğitimini ve psikolojik gelişimini doğrudan etkiliyor.
*Sahada sizi en çok etkileyen şey ne oluyor?
Şehir yoksulluğu artık çok görünmez. İnsanlar yardım istemeye utanıyor, yalnızlaşıyor. Bazen bir çocuğun doğum günü pastası, bazen bir annenin yıllardır alamadığı küçük bir mutfak eşyası çok büyük mutluluklara dönüşebiliyor. Biz en çok insanların “hatırlandığını hissetmesine” önem veriyoruz.
*AİP Vakfı’nın yardım anlayışını nasıl özetlersiniz?
İhtiyaç sahiplerini de başkalarına yardıma teşvik eden, farklı gönüllüleri iyilik projeleri kapsamında buluşturuyoruz. Biz yardım dağıtan değil, imece usulü dayanışmayı yeniden kuran bir vakıfız.
*Bağışçılar neden AİP Vakfı’nı tercih ediyor?
Çünkü şeffafız, sahadayız ve samimiyiz. İnsanlar yaptıkları yardımın gerçekten bir hayata dokunduğunu görüyor. İsterlerse sürecin içinde birebir yer alabiliyorlar. Bu da güven ilişkisini güçlendiriyor.