BAYKAR’IN TEKNİK DEHASI
Fuarda yakın arkadaşım Ahmet Bayraktar ile Baykar’ın standına gittiğimizde bir sürü ziyaretçi vardı; hepsi de savunma sanayisi üreticisiymiş... Yani bunlara ‘profesyoneller’ deniyor. Biraz sonra Genel Müdür Haluk Bayraktar geldi. Uzun süredir karşılaşmamıştık. Ortanca abi Selçuk Bayraktar, fuar sahasında yabancı konukları gezdiriyormuş.
Bu arada Selçuk Bayraktar’ın bir özelliğini aile yakınlarından dinledik. Ona üniversitesinde bir hocası “Sen15 yıldır Amerika’ya gelmeyen bir dehasın, başarılı bir öğrencisin” dermiş. Ben bunu da yeni duydum. Belki de onun için kendisine Baykar’ın ‘Teknik Dehası’ unvanını vermişler. Haluk Bayraktar Baykar’ı dıştan yönetiyor. Ahmet Bayraktar ise Genel Müdür Yardımcısı olarak geçiyordu. Anne Canan Bayraktar da Baykar’ın Finans bölümünün yöneticisi... Bilgisayar programcısı saygın bir hanımefendi.
ÖZDEMİR BAYRAKTAR’LA TANIŞMA
Baba Bayraktar’la eski Milletvekili Yalçın Koçak’la bir sohbet sırasında tanıştım. Her ikisi de çevrelerinde çok değerli ve zeki mühendisler olarak nitelendiriliyorlardı. Bir gün beni Florya’daki Atatürk Köşkü’nde yemeğe davet ettiler. Mühendis, doktor ve başka mesleklerde ve siyasetçi arkadaşlarından 15-20 kadar kişiydiler. İçlerinden biri, sanıyorum doktor profesör idi. “Yalçın Bey, size bir bilgi vermek istiyoruz. Özdemir Bey’in oğlu Boğaziçili Selçuk, Amerika’da insansız uçak mühendisi oldu, arkadaşları olarak bizler, artık bu durumun kamuoyuna açıklanması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Bir başkası bana dönerek şöyle konuştu:
“Yalçın Bey, size güveniriz, ilk önce bunun duyurulmasını sizin yapmanızı istedik” der demez, bir başkası karşı çıktı ve arkadaşlarına dönerek, “Ne yapıyorsunuz, Özdemir Ailesi’ni casuslara öldürtmek mi istiyorsunuz” dedi.
İnsansız uçağı yapmak için Özdemir Bey’in çocuğunun tahsil aldığını bilmiyordum. Zaten bu sözcük yeni yeni konuşuluyordu.
Casusluk sözcüğü ise beni ürküttü.
Yemekte iki fikir karşı karşıya geldi, aralarında ciddi tartışmalar oldu. ‘Casus’ İsrail’di... Sonradan Özdemir Bey’den bunun ayrıntısını dinlemiştim. Çünkü kendisi o dönemki Yeşilköy’deki Hava Kuvvetleri Komutanlığı karargâhında bir generalle sık sık görüşüyormuş. Anlaşılıyor ki, komutan bu konulara meraklı.
Komutan kendisine “Özdemir Bey, sınırdan Suriye’ye PKK kamplarına ateş ediyoruz, ne yazık ki isabet etmiyor” demiş, bu söz üzerine Güneydoğu’ya gitmiş Özdemir Bey, oğlu Selçuk’la...
O zaman sormuştum rahmetliye... “Ne yaptınız?” diye... Demişti ki: “Güneydoğu’daki birliklere askeri uygulamaların nasıl yapılması gerektiği konusunda gelişmeleri anlatmıştık.
Terörle mücadele konusunda mücadele örnekleri vermiştik.
Bizim desteğimiz konusunda askerin atışları öyle boş düşmüyordu. Sonunda biz Atlanta’dan İsrail üzerinden verilen PKK bilgilerinin yanıltıcı olduğunu ortaya çıkardık. Ülkemizin terörle mücadelesi konusunda bizim yapımızın büyük hizmeti olduğunu söylemek isterim.”
O zaman, Bayraktar’ın soruları her zaman çoktu. “Bana sen ne diyorsun” dediğini hatırlarım. Ben de onu kutlayarak boynuna sarılmıştım. Özdemir Bey müthiş adamdır, yokluğu her zaman hissedilir.
PKK terörünün kimlerden destek aldığını da o zaman daha iyi kavramıştım.