Günümüz yaşamı, fark etmesek bile bedenimizi sürekli tetikte tutan uyaranlarla dolu. Telefon bildirimleri, yoğun iş temposu, belirsizlikler, trafik, yetişme telaşı, sorumluluklar ve zihnimizde hiç susmayan yapılacaklar listesi...
İşte tüm bunlar, farkında olmasak da sinir sistemimizin “tehdit var” algısıyla çalışmasına neden olabiliyor. Oysa bedenimiz kısa süreli streslere uyum sağlayacak şekilde tasarlanmışken, uzun süreli baskılar altında kaldığında dengeyi korumakta zorlanabiliyor. Bu nedenle son yıllarda “sinir sistemi regülasyonu” yani sinir sistemini dengeleme konusu hem psikoloji hem de sağlık alanında daha fazla konuşulmaya başladı. Çünkü artık net bir şekilde biliyoruz ki, kronik stres, uyku düzeninden bağışıklık sistemine, ruh hâlinden odaklanma becerisine kadar pek çok alanı etkileyebiliyor. Hadi gelin bugün sinir sistemimizin neden yorulduğuna ve sinir sistemimizin dengesini desteklemek için uygulanabilecek yöntemlerin neler olduğuna birlikte bir göz gezdirelim.
BEDENİNİZ SİZE NE ANLATMAK İSTİYOR?
Çoğu zaman vücudumuz, verdiği sinyallerle bize bir şeylerin yolunda gitmediğini anlatmaya çalışır. Önemli olan bu sinyalleri iyi analiz edebilmektir. Çünkü sinir sistemi dengesizliği de çoğu zaman yalnızca “stresliyim” hissiyle kendini göstermez. Mesela sabah dinlenmeden uyanmak, sebepsiz gerginlik, ani öfke patlamaları, odaklanma güçlüğü, sık sık kaygı hissetmek ya da sürekli yorgun olmak da sinir sisteminin aşırı yük altında olduğunun işaretlerinden biri olabilir. Zira bedenimiz, yoğun stres altında çoğu zaman “savaş ya da kaç” modunda çalışmaya başlar. Bu durumda kalp atışı hızlanabilir, nefes alışverişinde düzensizlik ve kaslarda sürekli bir gerginlik hissedilebilir. Yani bazen zihnimizin anlamlandıramadığı yükleri bedenimiz sessizce taşımaya çalışır. Ancak sorun çoğu zaman stres yaşamamız değil, bedenimizin verdiği uyarıları uzun süre görmezden gelmemizdir. Oysa ki, küçük sinyalleri zamanında fark etmek, daha büyük tükenmişliklerin önüne geçebilir.🙄