Yurt dışında rögar kapaklarının bir statü unsuru olarak görüldüğünü belirten Tönel, "Prag’da Saray bölgesindeki rögarla Franz Kafka’nın evinin sokağındaki rögar kapakları aynı değerde ve tasarımda değil. Saray için üretilmiş olanlar aristokrasiyi göstermek adına özenle oluşturulmuş" diye konuştu.
Kıbrıs’ta çektiği fotoğraflardan da örnek veren Tönel, Rum tarafındaki kapaklarda Yunan harfleri ve sembollerin, Türk tarafında ise farklı işaretlerin yer aldığını kaydetti. Bu ayrışmanın sembolik anlam taşıdığını ifade eden Tönel, "Ama bu çeşitliliğin altında aynı su, aynı kanalizasyon sistemi bulunuyor" dedi.
Tönel ayrıca Almanya’nın Münih kentinde rögar kapaklarının reklam amacıyla kullanıldığını ve pazarlama aracı haline getirildiğini söyledi.
Rögar kapaklarının geçmişinin Antik Yunan’a kadar uzandığını dile getiren Tönel, bu yapıların yalnızca şehir düzeni için değil, bazı dönemlerde savunma amacıyla da kullanıldığını anlattı.
Fransız Devrimi sırasında sokak çatışmaları ve barikatlarda rögar kapaklarının savunma aracı olarak kullanıldığını belirten Tönel, bu yönüyle kapakların siyasi tarihte de iz bıraktığını ifade etti.
Bazı rögar kapaklarının adeta bir sanat eseri gibi tasarlandığını söyleyen Tönel, özellikle Avrupa şehirlerinde desenli ve özgün kapakların kent kimliğine katkı sunduğunu belirtti. Türkiye’de ise kapakların genellikle standart üretildiğini kaydeden Tönel, artan metal fiyatları nedeniyle yaşanan rögar kapağı hırsızlıklarının da geçmişin estetik mirası ile günümüz ekonomik gerçekleri arasındaki çelişkiyi ortaya koyduğunu söyledi. Rögar kapaklarının yazarlara, yönetmenlere ve farklı sanat dallarına ilham verecek bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Tönel, "Rögar kapaklarının hem geçmişe tanıklık eden hem de günümüzün sıradanlığı içinde gözden kaçan ayrıntılar olduğunu düşünüyorum. Unutulmamalı ki rögarlar bölünmüş bir dünyayı birleştiriyor" dedi.