SENE 1999 - Hamm’da babasının çalıştığı maden ocağında
İSTANBUL’DA EŞİM İÇİN KALDIM
Seyahat arkadaşı gelemiyor. Graf, İstanbul’da bir dil kursuna yazılıyor ve: “İlk dersin öğretmeni olarak içeri eşim girdi ve ben âşık oldum! Turist olarak geldim, sevgili eşim için kaldım. Sene 2001. İstanbul Bienali’nde bir süre çalıştım. Sonra bir süre Almanca öğretmenliği yaptım. Yüksek lisans tezimi bitirdikten sonra Stuttgart Sanat Akademisi’nde doktora programına kabul oldum. Yeditepe Üniversitesi’nde sergileme teknikleri ve sanat tarihi alanında öğretim görevlisi olunca maaşlı, SGK’lı bir işim oldu (gülüyor)!”
KÜRATÖR NEDİR BİLMİYORDUM
Graf, “2003’te sevgili eşimle evlendik. O sene Türkiye’deki küratörlük yolculuğum da başladı” diye devam ediyor: “Fındıklı’da Siemens Sanat kurulmuştu. O dönem genç güncel sanat için açılan ilk yerlerdendi. Burada dört sene çalıştım.” İlk küratörlük tecrübesi de ilginçmiş: “1990’ların ortasında kendi evimde Kunst im Bau (Yapıda Sanat) adlı bir sanat mekânı açmıştım. Küratörlüğe başladığımda henüz ‘küratör’ kelimesini pek bilmiyordum. Sergi yapmak istiyordum. Üniversitede öğrencilerin ürettiği sanatın paylaşılması lazımdı. Paylaşılmayan bir sanat, bana göre kısıtlı sanattır. Onlar için bir sergi serisi tasarladım. Eski bir binada iki odalı bir evim vardı; ‘Acaba evimi bu iş için kullanabilir miyim?’ diye düşündüm. Galerilerin olmadığı Doğu Almaya’da bu yapılıyordu. Bundan ilham alarak evde bir sergi açtım. Çok deneysel şeyler yapıyordum. Buna şimdi ‘underground gallery’ deniliyor.”😐