YERELLİKTEN GLOBALLİĞE
Graf, “Kültürel değişim nesiller istiyor” diyor: “2000 yılındaki hızlanma ve 2010’da İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olmasından sonraki zirvenin tohumları 1980’lerde atıldı. Liberal ekonomik sistem sadece şirketlere değil, kültür ve sanata da açılıyor. Özel sektör, sanat işine daha fazla girmeye başladı. Senin şirketin uluslararası boyutta olacaksa, herşey globalse sanat zevkin de yerel kalamaz. Şirket olarak global oyuncu olmak istiyorsan; İstanbul global metropol olmak istiyorsa yerel, içe dönük bir sanat ortamı olamaz. Bu dönemde İstanbul Bienali önemliydi. Sonrasında da özel şirketlere ait sanat kurumları ve fuarlar arttı. Özel sektör yatırım yapmaya başlayınca insanların ilgisi de artıyor.”
KISA TÜRK SANAT TARİHİ
Türkiye’deki sanat ortamı nereden nereye evrildi? Yanıtı: “İstanbul’daki sanat ortamı günümüzle karşılaştırdığımızda çok azdı. Bugünkü kurumların yüzde 90’ı, 2000’den sonra kuruldu. Osmanlı döneminde müzecilik ancak 19. yüzyılın sonunda başlıyor. Cumhuriyet döneminde kültür ve sanat 1950’lere kadar bir devlet politikası olarak yürütülüyor. 1950’lerden itibaren neo-modern ve çağdaş sanat yapılıyor. Fahrelnissa Zeid, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Erol Akyavaş, Burhan Doğançay, Ayşe Erkmen, Gülsün Karamustafa gibi isimlerin yaptıkları Batı’nın çağdaş sanatıyla paralel gidiyor ama Batı’da çağdaş sanat ortamı, galericilik ve koleksiyonculuk ortamı da vardı. O yüzden bizde bu sanatçılardan sayılı çıkarken, Avrupa’da yüzlerce çıkıyordu. Londra’da 100 tane galeri varken, 1970’lerde bizde sadece Yahşi Baraz ve Maçka Galeri vardı.”
BATI’NIN SARAY KOLEKSİYONLARI
Dünyada müzecilik nasıl başlamış? Graf: “Batı’da 15. yüzyılda saray koleksiyonlarıyla başlıyor. 17. yüzyılda kont olabilmek için sanat koleksiyonuna ihtiyacın var! 18. yüzyıldan itibaren saray koleksiyonları kamulaşıyor; müzeler doğuyor. Gezginlerin getirdikleri değerli nesnelerden oluşan ‘nadire kabineleri’ müzelerin ve koleksiyonların temelini oluşturuyor.”
HÂLÂ BİR STATÜ GÖSTERGESİ Mİ
Kont olmak için hâlâ koleksiyon gerekiyor mu? Cevap: “Türkiye’de koleksiyonerlerin profesyonelleşmesi 2000’li yıllardan sonra başlıyor. Toplum değişimiyle kültürü değişiyor. İnternetin yaygınlaşması ve refah seviyesinin yükselmesiyle sanat üretimi ve görünürlüğü de artıyor. Üretim bağlamında Türk sanatçıları dünya standartlarında yer alıyor. Refik Anadol gibi dünyaca ünlü sanatçılarımız var ama uluslararası boyutta bilinen sanat kurumlarına daha çok ihtiyacımız var.”
SENE 2022 - Almanya
PARİS NEW YORK İSTANBUL...
“19. yüzyılda sanatın merkezi Paris’ti. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra New York oldu. Amerika hâlâ sanat piyasasının yüzde 40’ını oluşturuyor. Çin güçlü tüketici ama Ai Wei Wei dışında global sanat ortamına girecek sanatçıları yok. İstanbul doydu. Hedefimiz Anadolu’yu geliştirmek olmalı.”🙄