Herkes ikinci şansı ister
“Top Gun: Maverick”, “Anyone But You” ve “Twisters” gibi yapımlarla tanıdığımız, son dönemin yükselen yıldızlarından Glen Powell, bu kez karşımızda sadece başrol oyuncusu olarak değil, yazar ve yapımcı kimliğiyle de çıkıyor. Powell, Hulu dizisi “Chad Powers”ta büyük bir hata sonrası kariyeri dağılan ve yıllar sonra kılık değiştirerek sahalara dönen bir Amerikan futbolcusunu canlandırıyor. İkinci şanslar, pişmanlık, ego, takım ruhu ve yeniden başlama konularını işleyen dizinin yıldızı Glen Powell ile Kelebek okurları için konuştuk.
* “Chad Powers” dizisinin ortak yaratıcısı, yapımcısı, başrolü ve yazarı sizsiniz. Oldukça yetenekli olduğunuzu duyuyorum.
- Aslında her konuda kötüyüm ama çok çalışkan biriyim. Aileme de bunu söylüyorum. Bana hep komik gelmiştir. Kendimi hiçbir zaman herhangi bir şeyde gerçekten iyi hissetmedim. Ama hep zaman ayırmaya, emek vermeye ve en azından belli bir seviyeye gelmeye istekli oldum. Sanırım oyunculuğun benim için iyi bir meslek olmasının nedeni de bu. Çünkü aslında hiçbir şeyde tam olarak iyi olmak zorunda değilsiniz; sadece seyirciyi kısa bir süreliğine de olsa inandıracak kadar iyi olmanız yeterli.
HEPİMİZ HATALAR YAPTIK
* “İkinci şanslar” konusu sizin için ne kadar kişisel anlam taşıyor?
- Bu şehirde bu mesleği yapmak isteyen herkesin yaşadığı şey. Çoğu zaman insanlar “Tamam, sıra sende” gibi şeyler söyler. Sonra etrafınızdaki birçok arkadaşınızın iyi bir başlangıç yaptığını görürsünüz ama bir bakarsınız o başlangıç hiçbir yere varmamış.
Bu şehirde insanların size inanmasını sağlamak gerçekten çok zor. Ben telefonu elime alıp kendi fırsatlarımı yaratmaya çalışmayı kendime ilke edindim.
İnsan olarak geriye dönüp baktığımızda, en güzel günlerimizin artık geride kaldığını kabullenmek zor geliyor. Kimse kusursuz bir hayat yaşamadı. Hepimiz hatalar yaptık. Birçoğumuz da elimizde olsa zamanı geri almak, bir şans daha yakalamak ve yanlışlarımızı düzeltmek isterdik. Dizide en sevdiğim şey, hataları düzeltmeyi doğru yoldan yapmayan bir adamı anlatması. Kendisine ve dünyaya “özür dilerim” demek yerine, yeni bir yüz, yeni bir kimlik icat ediyor. Ve ikinci seferde işleri yoluna koymaya çalışıyor. Yani bu kez gerçekten topu hedefe ulaştırmaya çalışıyor.
Mesela “Tootsie” en sevdiğim filmlerden biri. Dustin Hoffman’ın o filmde canlandırdığı karakter; dünyada nasıl doğru şekilde var olacağını pek bilmeyen, kadınları gerçekten anlamayan, biraz da kadınlara karşı sorunlu bir adam. Sonra bir maske takıyor; bir elbise giyiyor, bir kadına dönüşüyor ve bu süreçte kadınları gerçekten anlamaya, onlara saygı duymaya başlıyor.