DİZİ YAPMAK DA TAKIM SPORU GİBİ
* Dizide ünlü bir Amerikan futbolcusunu oynuyorsunuz; bu meslek dalının oyunculukla ortak özellikleri var mı?
- Ben film ya da dizi yapmayı her zaman bir takım sporu gibi gördüm. Bir futbol takımında olduğu gibi, herkesin bir görevi var. Sahanın belli bir bölümünü savunuyor olabilirsiniz, belli bir rotayı koşuyor olabilirsiniz ya da savunmaya başka bir şey yapacağınıza inandırmak için orada olabilirsiniz. Ne olursa olsun, takım içinde bir işleviniz var.
Benim sette olmayı sevmemin nedenlerinden biri de bu: Her departmanın oyuna nasıl dahil olduğunu izlemek. Benim için sihir burada başlıyor. Bir senaryoyu okursunuz ve “Tamam, bunun nasıl görüneceğine dair bir fikrim var” dersiniz. Sonra da bu sihir numarasının mümkün olan en iyi şekilde gerçekleşmesi için her departmandan en yüksek verimi nasıl alabileceğinizi düşünürsünüz.
Tabii, bunun içinde galibiyetler ve mağlubiyetler de var. Tıpkı sporda olduğu gibi, sette de iyi günler var. Bir şey üretirken hiçbir zaman yüzde yüz isabetle ilerlemiyorsunuz. Benim için sette geçirilen her gün iyi gündür ama kolay bir gün değildir.
Harika bir şey ortaya çıkarmak çok fazla kararlılık ister. Film sektöründe herkes rekabetçidir. Çünkü o sete gelebilmek için yerinizi hak etmiş olmanız gerekir. Yazar odasındaki herkes, her departman şefi, oradadır; çünkü o noktaya gelmeyi hak eder.🙄