Marş çok ama henüz golü atabilen yok
BİR ülkenin Dünya Kupası’na gitmesi sadece sportif bir başarı değildir.
Aynı zamanda davuldur, zurnadır, konvoydur, bayraktır... Ve tabii ki milli takım marşıdır.
Haliyle gelenek bozulmadı.
A Milli Takım Dünya Kupası biletini alır almaz, stüdyoların ışıkları yandı.
Megastar Tarkan’ın 2002 Dünya Kupası’nda “Bir oluruz yolunda” şarkısıyla yarattığı etkiyi yeniden yakalamak isteyen; Edis, Semicenk, Sinan Akçıl kayıt tuşuna bastı.
İzmirli Erhan, “Caart Cuurt” isimli roman havasını, bir sosyal medya kullanıcısı ise “Al eline kalemi yaz Allah’ın adını” isimli ilahiyi Milli Takım için yeniden uyarladı.
Marş enflasyonu var. Milliler için notasını sahaya sürmeyen ayıp edecek sanki.
Ama ortada küçük bir problem var. Henüz dilimize dolanan bir marş yok!
Edis’in sevilen şarkısı Martılar’ı yeniden düzenlediği, “Ölürüz Türkiye’nin aşkına” için marş diyebilir miyiz mesela? Fazla “pop” değil mi?
Sinan Akçıl’ın “Türkler geliyor”u için şüphesiz çok emek verilmiş! Ama üzgünüm. Olmamış. Maça mı gidiyoruz yoksa mehter eşliğinde Amerika kapılarına dayanmaya mı hissiyatı var.
Semicenk’in, dombra eşliğinde seslendirdiği “Ata’dan gelen kudret”in girişi kuvvetli. Fakat tribün coşkusu eksik. Milyonların tek bir ağızdan söyleyebileceği türden değil. Fazlaca “komutan edasıyla...”
Oysa futbol marşı biraz sokak ister.
Biraz ter, biraz umut, biraz da heyecan ister.
“12 Dev Adam” gibi.
İnsanlar sadece ritim aramıyor çünkü.
Kendini arıyor.
“Biz” hissini arıyor.
Öyle ki marş enflasyonunu tiye almak isteyen Oğuzhan Koç’un, “Gül ki sevgilim” uyarlaması bile daha iyi geliyor kulağa.
Çünkü mesele nota değil.
Mesele duygu.
Hatırlayın...
Norm Ender’in 100. Yıl Marşı da son anda gelmişti.
Kimse büyük beklenti içinde değildi.
Ama bir anda sahiplenildi.
Çünkü hesap yapılmış bir heyecan değil, gerçek bir duygu vardı.
Belki yine öyle olur.
Belki son dakikada biri çıkar...
Ve golü atar.🙄