SESSİZLİK İSTEYEN KULAKLIK TAKSIN
ŞARKICI Cenk Eren’i sosyal medyadan tanır, hatta sahipsiz hayvanlar konusundaki yaklaşımını da takdir ederim. Dolayısıyla da iyi bir “biyofil”, yaşamı ve tüm canlıları seven biri olduğunu düşünürdüm.
Değilmiş...
Yanlış anlaşılmasın. Elbette tüm canlıları seviyor olabilir. Fakat önerisinin “ayrımcılık” olduğunu fark edememiş olmasına şaşırdım.
Bindiği uçakta, “8-10
çocuğun ağlaması” üzerine ortaya attığı öneri şu: “Bazı seferler, çocuksuz mu olsa?”
Hayır. Olmaz!
Çünkü ulaşım; eğitim ve sağlık gibi temel bir “hak” ve kamusal özgürlükler kapsamındadır.
Zaman zaman benzer çıkışlar duyuyoruz aslında:
- Restoranlara çocuklar alınmasın!
- Çocuksuz oteller olsun.
- Konsere çocuklar gelmesin.
İstediğimden değil ama tüm bunlar gayet mümkün! Hatta dünyada da örnekleri var. Çünkü restoran, otel ya da konser mekanları özel alandır, size “tercih” sunabilirler. Bunu satın alıp, almamak ise size kalmıştır.
Ama ulaşım bir hak ve çocuklarda bu toplumun bir parçası olduğundan, kimse onları kamusal hiçbir alandan dışlayamaz, ayrımcılığa maruz bırakamaz, ötekileştiremez.
“Ne olacak ki! Bir uçuş da böyle olsun” gibi bir söylem kulağa pratik gelebilir. Fakat bu, toplumu parası olan ya da gücü yetenin arzularına göre “bölmek” demektir.
Nitekim yarın başkası çıkar ve der ki:
- Yaşlılar, çocuk parklarına girmesin.
- Engelliler yoğun saatlerde toplu taşımayı kullanmasın.
- Mülteciler ‘ücretsiz’ sağlık hizmeti almasın.
- Kokudan rahatsızım. Kedi kulübeleri kaldırılsın.
Bireysel konfor bir kez öne çıkarsa, çeşitlilik bir sorunmuş gibi algılanbilir.
Ayrıca hepimiz bir zamanlar çocuktuk.
Uzun otobüs yolculuklarında ağlayan da olduk, mahallede top oynadık diye kafasına su dökülen de azar işiten de.
Bir çocuk uçakta ağlayabilir. Basınçtan kulağı acıyabilir, korkabilir, yorulabilir.
Kaldı ki Türkiye’de en uzun iç hat uçuşu 2 saattir. 2 saatlik bir yolculuk için “çocuksuz uçak” istemek, biraz fazla steril bir hayat arzusu değil mi?
Belki de çözüm çok daha basittir.
Her rahatsız olduğumuzdan ayrışmaya çalışmak yerine, biraz empatiyi yükseltsek?
Ya da ilk yatırım “çocuksuz uçak” değil de iyi bir kulaklık mı olsa?