6 Mart 1930 günü Antalya’dadır...
Lider, kaldığı odaya çekilir ve koltuğa yığılır.
Çok yorgun ve sinirlidir.
Elleri titreyerek sigarasını yakar.
Yanında Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak vardır.
İçini döker:
“Bunalıyorum çocuk, büyük bir acı içinde bunalıyorum. Görüyorsun ya, gittiğimiz her yerde devamlı dert, şikâyet dinliyoruz... Her taraf derin bir yokluk, maddi, manevi bir perişanlık içinde... Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz; memleketin gerçek durumu bu işte. Bunda bizim bir günahımız yoktur.
Uzun yıllar, hatta asırlarca dünyanın gidişini umursamayan, birtakım bilinçsiz yöneticilerin elinde kalan bu cennet memleket; düşe düşe şu acınacak duruma düşmüş...
Büyük yeteneklere sahip olan zavallı halkımız ise kendisine kutsal inanç şeklinde telkin edilen bir sürü temelsiz görüş ve inanışların etkisi altında uyuşmuş, kalmış...”🤨