İSTANBUL'A ÜÇ NEDENLE GİRİŞ YAPTI!
Profiterolün İstanbul’a gelişi ise Avrupa’ya kıyasla oldukça geç bir dönemde gerçekleşti. 20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, şehrin kozmopolit yapısının da etkisiyle Avrupa mutfağına ait birçok tatlı gibi profiterol de İstanbul’da görülmeye başlandı. Bu süreçte özellikle Beyoğlu çevresinde faaliyet gösteren göçmen pastacıların etkili olduğu düşünülüyor. Rivayetlere göre Arnavut kökenli pastacı Lucas Zigoridis ve dönemin diğer ustaları, choux hamurunu İstanbul damak zevkine uyarlayarak bu tatlının şehirde daha geniş kitlelerce tanınmasına katkı sağladı. Bu gelişmelerin en bilinen mekânlarından birinin ise Beyoğlu’nda açılan ve zamanla profiterolle özdeşleşen İnci Pastanesi olduğu biliniyor.
Dünya yörüngesinde 'reklam kuşağı!' Rus roketleri uçan panolara dönüştü
Profiterolün İstanbul’daki en önemli durağı ise 1940’lı yıllarda Beyoğlu çevresinde gelişen pastane kültürü oldu. Bu dönemde açılan ve bugün de adı anılan bazı pastaneler, profiterolü şehirle tanıştıran merkezler haline geldi. İstanbul’da profiterolün hızla yayılmasının birkaç temel nedeni bulunuyor. Öncelikle tatlı, şerbetli Türk tatlılarına göre daha hafif bir alternatif sunuyor. Bu da özellikle şehirli kesim için yeni bir tercih alanı oluşturdu. İkinci olarak, Beyoğlu ve çevresindeki güçlü pastane kültürü, bu tatlının hızla benimsenmesini sağladı. Bir semtte başlayan trend, kısa sürede tüm şehre yayıldı.😚