Prof. Dr. Oğuz Baykara’nın çevirisiyle Karacaoğlan tadında Japon ‘waka’ları
‘Genji’nin Hikâyesi’ni biliyor musunuz? Dünyanın ilk romanı olarak kabul ediliyor, bin yıl önce Murasaki Shikibu tarafından yazılmış, son haline gelmesi 300 yıl sürmüş. İki cilt, neredeyse iki bin sayfalık bu eser bu yıl başında VakıfBank Kültür Yayınları tarafından yayınlandı. Japonca’dan Türkçeye çevirisi de başka bir hikâye; tam 15 yıl sürmüş! Çeviriyi yapan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Baykara ile buluştuk, hem kendi hikâyesini hem de Japon şiiri ve edebiyatını konuştuk…
Masanın üzerinde sanat eseri gibi bir kitap duruyor: ‘Genji’nin Hikâyesi’. Bundan tam bin yıl önce yazılmış. İki cilt, 54 bölüm, neredeyse iki bin sayfa… Yazarı Murasaki Shikibu. Konusu; Japonya’nın Heian dönemi sarayındaki çapkın bir prensin üç kuşak devam eden hikâyeleri. Bir nevi Japonların ‘Muhteşem Yüzyılı’! Bugün dünya klasiklerinden biri olarak görülen eserin masamıza Türkçe olarak gelmesi de en az 15 yıl sürmüş. Karşımda Prof. Dr. Oğuz Baykara var… Genji’den önce onun hikâyesiyle başlayalım… Oğuz Baykara, 1951 yılında İstanbul’da dünyaya geliyor. Subay olan babası bir trafik kazasında henüz 27 yaşında hayatını kaybedince, üç yaşındaki Baykara, annesiyle birlikte memleketleri Afyon’un Bolvadin ilçesine taşınıyor. Çocukluğu, okumaya ve sanata meraklı bir aile içinde geçiyor.
Dünyanın ilk romanını çevirdi
‘GÜRÜLTÜ’DEN ANLAM ÇIKARMAK
En büyük merakı diller: “Dillere ve seslere karşı ilgim vardı. Radyoyu açar çıkan sesleri taklit etmeye çalışırdım. ‘Gürültü’ gibi gelen seslere insanların nasıl anlam verdiğini merak ederdim. Sonradan dünya seslerini kulağıyla tahlil edebilen bir fonolog oldum! İlkokul, ortaokul ve liseyi Bolvadin’de okudum. 1967 yılında ‘The World Youth Forum (Dünya Gençlik Forumu)’ sınavını kazanarak özel programla Amerika’ya gittim. Üniversite zamanı gelince dedem, ‘Seni liseye kadar getirdim, bundan sonraki eğitimini kendi gayretinle yapacaksın’ dedi. Ceketimi aldım çıktım evden… Üniversiteye hazırlanmak için bir yıl zaman ayırdım; bu sürede Petkim’i inşa eden şirkette saha tercümanı olarak çalıştım. Amerikalı mühendislerle işçiler arasında tercümanlık yaptım.”
ANADOLU’DA REHBERLİK YAPTIM
Baykara, 1970 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’ne giriyor. Öğrenci olaylarının yoğun olduğu bir dönem: “Kaldığım yurda baskınlar oluyordu. Okula gidemiyorduk. Hayatımı kazanmak zorunda olduğumdan amatör rehberlik kurslarına devam ettim. Yabancı grupları yaz aylarında Anadolu’da gezdirirken tercümanlığı ve rehberliği öğrendim. 1974 yılında profesyonel rehber oldum. Üniversite hayatımın ilk yıllarında İtalyanca kursuna yazıldım. AIESEC (Uluslararası Ekonomi ve İşletme Öğrencileri Birliği) adlı bir öğrenci örgütünün sınavlarına girip İtalya’ya gitme imkânı buldum. Döndüğümde akıcı şekilde İtalyanca konuşabiliyordum.”