SENE 1965 - Lise yılları
TÜRKÇE BİLSEYDİ BÖYLE YAZARDI
Baykara, çeviri sanatını ‘vekaleten yazarlık’ diye tanımlıyor: “Biz ancak Karacaoğlan tadında yazarsak ‘waka’lar bizim dilimizde de şiir olur. Ben bunu yaptım; waka’ları simetrik kalıplara dönüştürerek Karacaoğlan tadı vermeye çalıştım. Shikibu’ya ‘Bu kitabı senin dilinle konuşturacağım’ dedim. O da bana kalemini verdi; ‘Türkçe bilseydi böyle yazardı’ dedim ve şiirlerini dilimize kazandırdım. Shikibu’ya Türkçe konuşturdum. Genji’nin Türkçeye çevrilmesi 30 yıl gecikmiş bir rüyaydı. Şu an çok mutluyum.”
SEVECEN BİR HALK
Dünyada da bir Japon dalgası var; turizm, sergiler, kitaplar, yemek… Türk-Japon ilişkileri de 20 yıl öncesine göre son derece yakın. Baykara diyor ki: “Japonya ekonomik olarak çok güçlü bir ülke. Otomobil markalarıyla, lokantalarıyla, pokemonlarıyla, teknolojiyle dünyaya büyük bir çıkarma yapmış durumda. Türkiye’de de Japon firmaları başta köprüler, tüneller olmak üzere büyük yatırımların altına imza atıyor. Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla başlayan bu dostluk ilerledi. Japonlarla anlaşmak çok kolay; çok makul insanlar, gittikleri her yerde kendilerini sevdiriyorlar. Yumuşak, sevecen, akıllı ve barışı gerçekten çok seven insanlar.”
TÜRÜNÜN İLK ÖRNEĞİ
Kitap geçen yılın başında VakıfBank Kültür yayınları tarafından basıldı. Bu ay ikinci baskısını yaptı. Genji’nin Hikâyesi neden önemli? Prof. Baykara: “Türünün ilk örneği ve yazan kadın bunun farkında! Adeta bin yıl sonra okuyacak insanlarla dalga geçer gibi ‘kurgu’nun ne demek olduğundan eserinde bahsediyor, yazı sanatı üzerine tartışma yapıyor, düşüncelerini oya gibi işleyerek yazdığını anlatıyor.” Prof. Baykara, geçen ay Japonya ve Türkiye arasındaki ilişkilere sağladığı katkılar nedeniyle Japonya Hükümeti tarafından ‘Yükselen Güneş Nişanı ve Altın Işıklar Rozeti’ne layık görüldü.